Evren aniden yok olabilir mi?

Geçtiğimiz sene Physical Review D isimli dergide yayınlanan bir makale* evrenin aniden yok olabileceği tartışmalarını gündeme getirdi. Harvard Üniversitesi’nden fizikçi Anders Andreassen’in öncülüğünde yürütülen çalışmada Higgs bozonunun kütlesinin değişmesiyle yayılacak negatif enerji balonunun çok düşük bir ihtimalle evrenin yok olmasına neden olabileceği ileri sürülüyor. Çalışmada iddia edilen teori ve evrenin yok olmasına dair olası diğer senaryolar hakkında Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. İbrahim Semiz ve Doç. Dr. Dieter Van Den Bleeken’de bilgi aldık.

Harvard Üniversitesi’nde gerçekleştirilen ve Live Science gibi popüler bilim platformlarına da konu olan araştırmaya göre** evrende bir noktada Higgs alanında oluşup buradan etrafa yayılan negatif enerji balonunun bize ulaşmasıyla bildiğimiz evrenin aniden yok olabileceği öne sürülüyor. Evrenin yavaş ölümü teorisinden farklı olarak 10*139 yıl içerisinde gerçekleşebilecek böyle bir olayla evrenin aniden yok olabileceğini öne süren araştırmayı nasıl yorumlamak gerektiğini Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. İbrahim Semiz ve Doç. Dr. Dieter Van Den Bleeken’ sorduk.

Share

Ruhsal hastalığı olan her 10 anneden 7’si tedavisiz kalıyor

Boğaziçi Üniversitesi’nden Dünya Anne Ruh Sağlığı Haftası’nda Halka Açık Sempozyum... Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Elif Aysimi Duman tarafından yürütülen Türkiye’deki en kapsamlı hamilelik dönemi projelerinden ‘’Boğaziçi Anne-Bebek İlişkisi Projesi’’ (BABİP) kapsamında 29 Nisan tarihinde Albert Long Hall’de halka açık ‘’Anne Ruh Sağlığı’’ sempozyumu düzenlendi.

29 Nisan- 5 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Dünya Anne Ruh Sağlığı Haftası kapsamında düzenlenen sempozyum, Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Tekcan’ın açılış konuşmasıyla başladı. Prof.

Share

‘’Su fakiri bir ülke olma riskiyle karşı karşıyayız’’

Boğaziçi Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Bölümü’nde “Çevre ve Turizm” ile “Sosyal ve Çevresel Perspektiflerden Sürdürülebilirlik” adlı lisans derslerini vermekte olan Dr. Akgün İlhan su üzerine çalışmalarıyla tanınan bir akademisyen. Açık Radyo’da hazırladığı Su Hakkı ve Sudan Gelen programlarının yanı sıra çeşitli mecralarda su krizi ve iklim değişikliği üzerine yazan ve ‘’Yeni Bir Su Politikasına Doğru: Türkiye’de Su Yönetimi, Alternatifler ve Öneriler” adlı bir kitabı olan Akgün İlhan ile 22 Nisan Dünya Günü’nde suyu ele aldık. Güvenli su, suya ekonomik olarak erişim, suyun maliyeti, su ayak izimiz başta olmak üzere suya dair pek çok konuya değinerek tüketim bazında yapılması gerekenleri konuştuk.

Çevre, sürdürülebilirlik ve özellikle de su alanlarına nasıl yöneldiniz diyerek başlayalım dilerseniz? Akgün İlhan- Çevre ile kurduğumuz sorunlu ilişkinin farkına varmaya başlamam 90’lı yılların başında Ankara Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı bölümünde yaptığım lisans yıllarına denk geliyor. Oldukça disiplinler arası bir bölümünde botanik, bitki sosyolojisi, çevre sorunları, toprak bilgisi, peyzaj ekolojisi, şehir ve bölge planlama, jeoloji, tasarım, dendroloji ve proje çizimi gibi seksene yakın farklı dersi duayen hocalardan alma şansını yakaladım.

Share

Boğaziçi Üniversitesi’nde ‘can yoldaşı’ robot geliştiriliyor

Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Levent Akın ülkemizde yapay zekâ ve robotik alanında öncü araştırmalarıyla tanınıyor. Levent Akın liderliğinde Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden araştırmacılar Binnur Görer,İbrahim Özcan ve Yiğit Yıldırım’ın yer aldığı ekip duyguları olan insansı bir robot geliştiriyor. En önemli özelliği insanlarla duygusal etkileşimde bulunabilmesi olacak robot, karşısındaki insanın üzgün veya neşeli olup olmadığını anlayacak ve kendisi de bazı tepkiler gösterebilecek. Prof. Dr. Levent Akın ve ekibinden insana ‘’can yoldaşı’’ olacak robot projesini dinledik.

Levent Hocam, daha önce Boğaziçi Üniversitesi’nde geliştirmiş olduğunuz sosyal robotlar (egzersiz dobotu ve rehber robot) projenizin ardından şimdi duyguları olan bir robot üzerinde çalışıyorsunuz. Projeyi sizden dinleyebilir miyiz?

Mühendislik Fakültesi
Share

Kara deliklerin varlığı ilk kez görüntüyle kanıtlandı; büyüksün Einstein!

ABD Ulusal Bilim Vakfı, bir kara deliğin çevresini gözlemlemek için kurulan Event Horizon Teleskobu'ndan elde edilen 'çığır açıcı sonucu’ 10 Nisan’da düzenlenen canlı yayınla tüm dünyaya duyurdu. Brüksel, Santiago, Taipei, Washington DC gibi şehirlerde aynı anda gerçekleştirilen ve Youtube gibi mecralardan canlı yayınlarla paylaşılan tarihte çekilmiş ilk kara delik fotoğrafı heyecan yarattı. Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Semiz bu önemli gelişmeyi ‘’Tarihi bir gözlem’’ olarak niteliyor.

Şimdiye kadar sadece Einstein'ın genel görelilik kuramının öngörüleri kullanılarak oluşturulan benzetim fotoğrafları mevcut olan kara delik ilk kez somut imajlarla dünyaya servis edildi. Kara deliğin dünyadan 500 milyon trilyon kilometre (54 milyon ışık yılı, 1 ışık yılı=9.5 trilyon kilometre) uzakta olduğu ve Güneş Sistemi'nin tamamından daha büyük boyutta olduğu ifade edildi. Bu fotoğrafla birlikte kara deliklerin varlığı ilk kez görüntülü bir şekilde kanıtlanmış oldu.

Fen Edebiyat Fakültesi
Share

Boğaziçili genç akademisyenlere BAGEP Ödülü

Bilim Akademisi tarafından başlatılan ve kamu fonları yerine toplumdan gelen maddi destekle yürütülen Bilim Akademisi Genç Bilim İnsanları Ödül Programı (BAGEP)’nın 2019 sahipleri belli oldu. Boğaziçi Üniversitesi’nden Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Emine Fişek, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Şükrü Anıl Doğan ve Kimya Mühendisliği öğretim üyesi Doç. Dr. Sezen Soyer Uzun’un ödüle değer bulunduğu BAGEP Ödülleri töreni 26 Nisan Cuma günü Hacettepe Üniversitesi’nde gerçekleşecek.

Bilim Akademisi tarafından 2013 yılından beri 40 yaşını doldurmamış genç akademisyenleri yeni araştırmalarında desteklemek amacıyla düzenlenen Bilim Akademisi Genç Bilim İnsanları Ödül Programı (BAGEP), 2019 yılı kazananlarını duyurdu. 310 başvuru arasından 43 akademisyenin ödüllendirildiği ve 2 yıl süreyle yılda 15.000 TL desteği kapsayan ödül programının bu seneki kazananları arasında Boğaziçi Üniversitesi’nde görev yapmakta olan üç genç akademisyen de bulunuyor.

Share

Boğaziçi Üniversitesi ve MIT'den İstanbul'u sel ve su baskınlarından korumak için proje

Boğaziçi Üniversitesi ile Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) öğretim üyeleri ve öğrencileri arasında ortak araştırma projeleri yapılması hedefiyle oluşturulan ve Limak Vakfı tarafından fon sağlanan MISTI (MIT Science and Technology Initiatives) - Boğaziçi Uluslararası Araştırma, Eğitim ve Destek Programı kapsamında desteklenen yeni çalışmalar arasında Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Cem Avcı’nın araştırmacı Dr. Mehmet Emre Çamlıbel ile yürüttükleri “Drainage by Design: Optimizing Stormwater Infrastructure in Istanbul” başlıklı projesi de yer aldı.

“Drainage by Design: Optimizing Stormwater Infrastructure in Istanbul” projesi İstanbul’un sel ve altyapı kapasite sorununa Boğaziçi Üniversitesi ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden Bilimsel Modelleme Çözümü sunuyor. Araştırmacı Dr. Mehmet Emre Çamlıbel ile birlikte projeyi yürütmekte olan Prof. Dr. Cem Avcı, iklim değişikliğinin İstanbul’un yağmur suyu altyapısına etkisini araştıracaklarını ve şehirdeki altyapıların optimizasyonu kapsamında öneriler ortaya koyacaklarını belirtiyor.

 

Mühendislik Fakültesi
Share

Zaman makineleri gerçek mi oluyor?

Geçtiğimiz günlerde Moskova Fizik ve Teknoloji Enstitüsü’nden Gordey Lesovik’in yaptığı açıklamayla zamanda yolculuk yapabilmenin mümkün olup olmadığı konusu yeniden gündeme gelmişti. “Zamanın termodinamik yönünün tersine hareket eden bir durumu yapay olarak yaratmayı başardık” ifadelerini kullanan Lesovik’in açıklaması ne anlama geliyor? Zamanda yolculuğun mümkün olup olmadığı konusunda bilgi aldığımız Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Metin Arık, gerçekleştirilen deneyin bilim kurgu filmlerindeki gibi bir zamanda yolculuğu mümkün kılmadığını, sadece zamanın termodinamik tarafında yaşanan bir gelişme olduğunu belirtiyor.

Scientific Reports’da yayımlanan makaleye göre* kuantum bilgisayarla yapılan deneyde, elektronlardan ve kuantum bilgisayarlar için kullanılan veri bilimi olan kübitlerden oluşan bir “zaman makinası” kullanılıyor. Deneyde yer alan araştırmacılar deneyde başarılan şeyi bilardodaki açılış vuruşuyla dağılmış topların tekrar başlangıçtaki yerlerine dönmesini sağlayan bir eyleme benzetiyorlar ve bu deneyin sadece kuantum bilgisayarların işleyişine dair değil, evreni yöneten kurallarla ilgili algılara dair de önemli değişiklikleri barındırdığını iddia ediyorlar.

Share

Boğaziçi Üniversitesi ve Cambridge University’den biyoekonomi odaklı gelecek için işbirliği

Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü Dr. Öğretim Üyesi Berat Haznedaroğlu’nun kurucusu olduğu, 2017’den bu yana faaliyetlerine üniversitenin Kilyos Kampüsü’nde devam eden İstanbul Mikroyosun Biyoteknolojileri AR-GE Birimi (İMBİYOTAB) ile Cambridge Üniversitesi Mikroyosun İnovasyon Merkezi (AIC)’nin yosun biyoteknolojisi konusundaki araştırma, akademik bilgi paylaşımı ve eğitim alanlarında yürütecekleri çalışmalar bir yıl süreyle Newton Fonu - Research Environment Links Programı tarafından fonlanacak.

Türkiye’deki araştırma ortamının kapasitesini Türkiye ve Birleşik Krallık’tan kurumların işbirlikleriyle artırmaya yönelik Research Environment Links programı kapsamında desteklenen ‘’Joint Consortium on Algal Biotechnology for Bioeconomy - Driven Future’’ başlıklı proje ile iki ülkenin araştırma merkezleri arasında yosun biyoteknolojisi alanında ortak bilimsel araştırmalar yapılması, eğitimler verilmesi amaçlanıyor.

Share

Boğaziçi’nden glokoma ‘’dur’’ diyen teknoloji

Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde geliştirilen bir biyosensör teknolojisinin pazara transferi için kurulmuş olan GlakoLens şirketi, bu teknolojiyi kontak lens ile bütünleştiren tasarımıyla açık-açılı glokomun en büyük sebebi olan göz içi tansiyonunun seyri ve kontrolünde gerek hekimlere gerekse hastalara önemli avantajlar getirecek. Özgün teknolojik üstünlüğüyle hem Türkiye’de hem de dünyada yaygınlaşması hedeflenen buluş, Mayıs 2017’de ACT VC’den 465 bin Euro değerinde yatırım almıştı. GlakoLens şimdi de dünya pazarlarına çıkmak üzere CE sertifikası ve FDA onayı süreçlerine hazırlanıyor. 8-14 Mart Dünya Glokom Haftası vesilesiyle, Glakolens’i tasarlayan araştırmacılar Prof. Dr. Arda Deniz Yalçınkaya, Prof. Dr. Günhan Dündar ve doktora çalışmalarına devam eden araştırmacı Özgür Kaya’dan bilgi aldık.

Tüm dünyada önlenebilir kalıcı görme kaybının en sık rastlanan ikinci nedeni olan Glokom, dünya genelinde yaklaşık 70 milyon insanın muzdarip olduğu bir sağlık durumu ancak bu kişilerin neredeyse yarıya yakını glokom hastası olduklarından haberdar değil. Yaşlı nüfusun hızla artması nedeniyle, glokomun görülme sıklığının 2040'ta 110 milyona çıkması bekleniyor. Glokom’da diyabet hastaları, oküler ve sistemik hiper tansiyonlu kişiler ve 40 yaş üstü kişiler yüksek risk grubunda bulunurken hastalığa yakalanmada genetik faktörler de rol oynuyor.

Elektrik & Elektronik Mühendisliği
Mühendislik Fakültesi
Share

“Göçmen krizi ve iklim değişikliği toplumları test ediyor’’

Analitik düşünme yeteneği modern dünyanın getirdiği karmaşık durumlara karşı esnek tepkiler verebilmemizi sağlayarak bizi “modern” kılan, insana özgü özelliklerden biri. Peki, analitik düşünmek bize ne katıyor? Analitik düşünme kapasitesi nasıl geliştirilir, nelerden etkilenir ve en önemlisi analitik düşünme eğiliminin yüksek olması kişiyi nasıl farklı kılar? Bu alanda kapsamlı araştırmalar yürüten Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Adil Sarıbay, analitik düşüncenin her zaman zekâyla doğru orantılı olmadığını, ileri bir IQ’ya sahip ancak analitik düşünce eğilimi zayıf bireylerin pekâlâ var olabildiğini belirtiyor. Sarıbay ayrıca iklim değişikliği, mülteci sorunu gibi dünyayı etkileyen güncel problemler ve çatışmaların günümüzde analitik düşüncenin egemen olduğu varsayılan gelişmiş toplumları dahi sınamakta olduğuna dikkat çekiyor. Adil Sarıbay ile analitik düşüncenin yeşerdiği veya zayıf olduğu toplumların yapısına, analitik düşüncenin zekâ ve mutluluk ile ilişkisine dair kapsamlı bir söyleşi yaptık.

Analitik düşünceyi nasıl tanımlayabiliriz? Analitik düşüncenin tanımı aslında psikolojide çok yaygın bir modelden geliyor. Bu modelde Tip 1 ve Tip 2 ismi verilen iki tip zihinsel süreç söz konusu. Tip 1 süreçler evrimsel olarak daha eski, daha çok hayatta kalmayla ilgili ve hızlı tepki vermeye yönelik süreçler, bu süreçler çevredeki örüntüleri yavaş öğrenen, değiştirilmesi zor ve çok fazla bir zihinsel çaba gerektirmeyen süreçler. En basit örneklerden biri reflekslerimiz. Yılan görünce irkilerek korkup kaçma Tip 1 süreçle gerçekleşiyor.

Share

Kültür tarihimizin kilometre taşlarından Servet-i Fünûn dergisinin veritabanı dijital ortamda!

Tevfik Fikret, Halit Ziya, Mehmet Rauf, Cenap Şahabettin, Hüseyin Cahit gibi pek çok önemli kalem ustasını etrafında toplayan, kültür tarihimize damga vurmuş yayınlardan Servet-i Fünûn dergisi üzerine Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyelerinden Doç. Dr. Zeynep Uysal’ın yürütücülüğünde tamamlanan “Asır Sonu Osmanlı Kültür Tarihinde Servet-i Fünûn Dergisi” adlı TÜBİTAK projesinin sonuçları sanal ortamda araştırmacılara ve okurların ilgisine sunulacak. *

Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyeleri, TÜBİTAK desteği ile hayata geçirdikleri “Asır Sonu Osmanlı Kültür Tarihinde Servet-i Fünun Dergisi” projesini çeşitli yönleriyle ortaya koymak ve proje sonuçlarını paylaşmak üzere Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi işbirliği ile bir çalıştay düzenliyor. Boğaziçi Üniversitesi’nde 27 Şubat 2019 tarihinde gerçekleşecek etkinlikte, 19.

Fen Edebiyat Fakültesi
Share

“Her şeyin teorisi”ni bulmak mümkün mü?

Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Can Kozçaz, ODTÜ Parlar Vakfı’nın 40 yaşını doldurmamış genç araştırmacılara verdiği “Araştırma Teşvik Ödülü”nün 2018 yılında almaya hak kazanan isimlerden biri oldu. Matematik ve fizik disiplinleri arasında iş birliğine olanak tanıyan bir çalışma alanı olan sicim teorisi, Dr. Öğr. Üyesi Can Kozçaz’ın da temel ilgi alanlarından biri. Kozçaz’la sicim teorisinin ne olduğu, neyi amaçladığı ve doğayı anlamada neler sunduğu üzerine zihin açıcı bir söyleşi gerçekleştirdik.
Share

‘’Organik Gıda Sektöründe Güveni Kazanan Pazarı Kazanır’’

Boğaziçi Üniversitesi Analitik ve İçgörü Araştırma Merkezi (AIM), Türkiye’de organik gıda sektörünü masaya yatırdı. Merkezin kurucu direktörü Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Sami Karaca, Doç. Dr. Özlem Hesapçı ve araştırmacı Gözde Baycur’dan oluşan ekibin yürüttüğü araştırma kapsamında tüketici beklentilerine ve organik gıda pazarının dinamiklerine dair çarpıcı sonuçlara ulaşıldı. Türkiye’de organik gıda sektörünü derinlemesine anlamak için hem üretici ve satıcı hem de tüketicilerin tutum ve davranışlarını yansıtmayı hedefleyen bu araştırma hakkında Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Sami Karaca’dan bilgi aldık.

Öncelikle organik ve doğal kavramları konusunda bir karmaşa söz konusu. Bir gıdanın organik olması ne anlama geliyor, doğal olması ne demek bunu biraz açar mısınız?
 

Share

Manyetik kutuplar artık daha hızlı yer değiştiriyor

Önde gelen bilim yayınlarından “Nature” dergisinde çıkan makaleyle gündeme gelen manyetik alanların yer değiştirdiği konusu çok sayıda felaket senaryosunun ortaya çıkmasına neden oldu. Manyetik kutupların normalden daha hızlı yer değiştirmesi canlı hayatı nasıl etkileyecek, manyetik kutuplar neden artık daha hızlı kayıyor ve insanlar bu değişim sonucu nelerle karşılaşacak? Hepimizi ilgilendiren bu soruları Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Jeofizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sabri Bülent Tank’a sorduk.

Manyetik kutup nedir ve nasıl hesaplanıyor?

Share

Kuantum optiği üzerine çalışan Prof. Dr. Naci İnci: ‘’Bilgi güçtür’’

Hayatımızın farklı alanlarında karşımıza çıkan kuantum teknolojileri üzerine çalışmalarını kuantum optiği alanında sürdüren bilim insanlarından biri de Boğaziçi Üniversitesi’nde Fizik Bölümü’nde öğretim üyesi olan Prof. Dr. Naci İnci. Fiber optik, nano partiküller ve uygulamalarının fiziği, optik sensörler, kuantum optiği, kuantum bilişimi, kuantum kriptografisi konuları üzerine çalışmakta olan Prof. Dr. İnci ile bu alandaki gelişmeleri konuştuk.

Geçtiğimiz son 20 yıla damga vuran en önemli teknolojilerin başında kuantum teknolojileri geliyor. Kuantum teknolojileri aynı zamanda yeni bir bilgi çağının da habercisi. Devletler, şirketler ve bireyler açısından önemli dönüşümleri de beraberinde getiren bu çağın eşiğinde bugün en çok kullandığımız haberleşme teknolojisindeki verilere baktığımızda 2017'nin her bir dakikasında 100 milyon spam e-mail’i gönderildiğini, 4 milyon Youtube videosu izlendiğini, Amerika’da 2.657.000.000 megabyte internet verisi kullanıldığını görüyoruz.

Share

İklim değişikliği ve gıda güvenliğinde yeni perspektifler için uluslararası işbirliği

Küresel ısınma ve iklim değişikliği sofralarımızdaki temel besinlere erişimimizi etkileyecek düzeyde olumsuz sonuçları beraberinde getiriyor. Bu riski gören bilim insanları değişen iklim şartlarından daha az etkilenecek, dayanıklı ve uzun süre ekimi yapılabilen alternatif besin maddeleri arayışını global ve yerel düzeyde, farklı projelerle sürdürüyor. Bunlardan biri de Limak Vakfı desteğiyle sürdürülmekte olan; Boğaziçi Üniversitesi ile MIT-MISTI programı ortaklığıyla geliştirilecek hibrit çavdar üretimi projesi…

Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Doç. Dr.

Share

"Ahşap hak ettiği değere kavuşmalı"

Uluslararası ahşap sektörünün önde gelen uzmanları arasında yer alan, inşaat mühendisi Prof. Ario Ceccotti, Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nde Ahşap Mühendisliği üzerine dersler veriyor. Yangına ve depreme dayanıklılığının yanı sıra ekolojik olarak çevre dostu bir inşaat malzemesi olan ahşap dünyada son yıllarda daha fazla tercih ediliyor. Peki, ahşaba gereken önemi ve değeri veriyor muyuz?

Prof. Dr. Ario Ceccotti, 2018-2019 Akademik Yılı'nda Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nde misafir öğretim üyesi olarak ders vermeye başladı. İtalya'nın en köklü mimarlık okullarından biri olan ve tasarım alanında dünyanın en önemli eğitim kurumlarından biri olarak gösterilen Venedik IUAV Üniversitesi Mimarlık, İnşaat ve Konservasyon Bölümü'nde görev yapmış olan Prof. Ceccotti Yapısal Stabilite, Ahşap Mühendisliği, Sismik ve Ahşap Yapılar alanında dünyanın da sayılı uzmanlarından biri. Prof. Ario Ceccotti ile ahşap üzerine konuştuk.

Share

Boğaziçi Üniversitesi ve MIT’den elektrikli araçlarda pil ömrünü uzatacak araştırma

Limak Vakfı desteğiyle, Boğaziçi Üniversitesi ile Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) öğretim üyeleri ve öğrencileri arasında ortak araştırma projeleri yapılması hedefiyle 2016’da oluşturulan MISTI (MIT Science and Technology Initiatives) - Boğaziçi Uluslararası Araştırma, Eğitim ve Destek Programı kapsamında 2018-2019 döneminde desteklenecek yeni projeler arasında Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nde Dr. Öğretim Üyesi olarak görev yapan Gülin Vardar’ın ‘’Cold Sintering: a Novel Solidification Technique for Solid-State Batteries’’ başlıklı araştırması da yer alıyor.

Gülin Vardar’ın araştırması, elektrikli araçlarda kullanılan pillerin depoladığı enerji miktarını artırmayı ve pillerin performansını güçlendirecek yeni yöntemler geliştirmeyi hedefliyor. Sıvı elektrolitli pillerde yanma, patlama gibi risklerin olduğunu belirten Vardar, elektrikli araçlarda sıvı yerine daha güvenli olan katı elektrolitli piller kullanılması ve katı pillerin batarya ömrünün uzatılması yönünde çalışmalar yürütüyor.

Mühendislik Fakültesi
Share

Deprem risklerinin gerçek-zamanlı olarak azaltılması izleme sistemlerinden gelen gerçek-zamanlı verilerle sağlanacak

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı, 13 ülkeden 24 enstitünün yer aldığı, Avrupa coğrafyasında deprem risklerinin gerçek zamanlı azaltılmasını amaçlayan uluslararası bir proje olan RISE projesinin (RISE: Real-time Eartquake Risk Reduction for a Resilient Europe) Türkiye’den tek partneri oldu.

2018 yılında Horizon 2020 çerçevesinde başlatılan projenin üç yıl sürmesi hedefleniyor. RISE projesi Operasyonel Deprem Öngörüsü, Erken Uyarı, Deprem Sonrası Kayıpların Belirlenmesi ve Yeniden Yapılandırma Çalışmaları gibi başlıklarda 13 ülkeden ilgili kurumlar arasında koordineli bir işbirliğini kapsıyor.

Share

Pages