Konya Ovası’nda sürdürülebilir tarım ve sulama için Boğaziçi’nden bilimsel destek

Boğaziçi Üniversitesi’nden bir grup bilim insanı Türkiye’nin ‘’tahıl ambarı’’ olarak bilinen ve en önemli tarım alanlarının başında gelen Konya Ovası’ndaki tuzlu ve sodyumlu toprakların tarımsal verimliliğinin artırılması ve bölgede sürdürülebilir sulama sistemleri geliştirilmesi yönünde bir araştırma yürütüyor.

TÜBİTAK ve British Council işbirliğiyle yürütülmekte olan; Newton- Kâtip Çelebi Fonu tarafından desteklenen projenin Türkiye ayağındaki araştırma ekibinin liderliğini Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü’nden Prof. Dr. Nadim Copty üstleniyor. Türkiye’den Boğaziçi ve Ankara Üniversitesinden araştırmacıların yer aldığı; 2021 yılı yaz aylarında tamamlanması beklenen ekibin İngiltere ayağında ise Manchester, Sheffield ve Leeds üniversitelerinden araştırmacılar yer alıyor.

Share

Farklılıkların Karşılaştığı Bir Mekân Olarak Kent

Kentsel dönüşümün mekânı ve hafızayı giderek ele geçirdiği bir şehirde, kentte yaşamak kimin hakkı? Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mine Eder ve İşletme Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Özlem Öz’ün, Tophane semti üzerinden bu sorunun cevabını aradıkları çalışmaları, “International Journal of Urban and Regional Research” tarafından verilen “En İyi Makale Ödülü”nü 2018 yılı için almaya hak kazanan iki makaleden biri oldu. Daha önce semt pazarları ve şehrin eğlence mekânları üzerine yaptıkları incelemelerle de kentsel dönüşümün sosyal ve ekonomik boyutlarını saha çalışmalarıyla anlamlandırmaya yönelik araştırmalar yürüten Özlem Öz ve Mine Eder ile mekânsal adalet, şehirde yaşama hakkı ve soylulaştırma meseleleri üzerine konuştuk.

Prof. Dr. Mine Eder ve Prof. Dr. Özlem Öz’ün “Problem Spaces and Struggles Over the Right to the City: Challenges of Living Differentially in a Gentrifying Istanbul Neighborhood” isimli makaleleri, sosyal bilimler perspektifinden kentsel ve bölgesel araştırma konularını kapsamak üzere yayımlanan hakemli dergi International Journal of Urban and Regional Research tarafından her yıl dergide yayımlanan makalelerden birine verilen “En İyi Makale Ödülü”nü Lina Olsson’un makalesiyle birlikte 2018 yılı için almaya hak kazandı.*

Share

Boğaziçi’nde Farklı Disiplinleri Birleştirenler-II

Akademi dünyasında disiplinler arası çalışmak ne anlama geliyor? Boğaziçi Üniversitesi farklı disiplinler arasında geçiş yapmak öğrencilerine neler sunuyor? Bu sorular üzerine düşündüğümüz akademide disiplinler arasılık haberinin ilk bölümünde lisans eğitimlerinin ardından farklı alanlara geçiş yaparak kariyerlerini yürütmüş akademisyenlerden Olcay Akyıldız ve Asım Karaömerlioğlu ile konuşmuştuk. Dosya haberimizin ikinci bölümünde Murat Gülsoy ve Edhem Eldem sorularımızı cevaplayarak akademik kariyerde disiplinler arası çalışabilmenin ve düşünebilmenin önemini paylaştılar.

Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi Müdürü ve Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Gülsoy, Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra Psikoloji Bölümü’nde yüksek lisans derecesini aldı.

Share

Ekonomiden Edebiyata, Mühendislikten Tarihe: Boğaziçi'nde Farklı Disiplinleri Birleştirenler-I

Disiplinler arası çalışmalar bugün her zamankinden daha fazla önem taşıyor, çünkü günümüzde karşılaştığımız sorunların çoğu artık tek bir disiplinin bakış açısından çözülemeyecek kadar karmaşık. Peki, Boğaziçi Üniversitesi disiplinler arası çalışmalarda nerede duruyor? Lisans eğitimlerinin ardından farklı disiplinlerde ilerlemeyi seçerek çalışmalarını farklı alanların sağladığı bakış açılarının zenginliğiyle yürütmekte olan Boğaziçi Üniversitesi akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Olcay Akyıldız, Prof. Dr. Asım Karaömerlioğlu, Prof. Dr. Murat Gülsoy ve Prof. Dr. Edhem Eldem’e kariyer tercihlerini nasıl yaptıklarını ve disiplinler arası konumlarının onlara neler kattığını sorduk.

2015 yılında yayımlanan bir makaleye göre* farklı disiplinlerden akademisyenlerin beraber yazdıkları yayınların sayısı giderek artarken enerji çalışmaları, kırsal kalkınma, biyomedikal bilimler, çevre bilimleri, insan kaynakları yönetimi, toplumsal sağlık ve siyaset bilimi gibi disiplinler arası çalışmaları gerekli kılan yükseköğrenim bölümlerine olan talep de artış gösteriyor.

Share

"Giyilebilir ve beden içine implant edilebilir akıllı cihazlar hayatımızı kökten değiştirecek"

Sema Dumanlı Oktar’ın liderliğini üstlendiği; BOUNtenna bünyesinde sürdürülmekte olan araştırmaların başında kalça değişim ameliyatlarında kullanılan protezler için tasarlanan ve bakteri direncine karşı savaşan Akıllı Ortopedik İmplant geliyor. Protezin herhangi bir sebepten başarısız olduğunu erken teşhis eden, bu amaçla bulunduğu ortamı izleyecek, enfeksiyon tanısı konulursa enfeksiyona karşı harekete geçebilecek cihaz Boğaziçi Üniversitesi’nde geliştiriliyor.

Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Sema Dumanlı Oktar giyilebilir sağlık teknolojileri alanında öncü araştırmalar yürüten bir bilim insanı.

Mühendislik Fakültesi
Share

Boğaziçi Üniversitesi’nden Parkinson araştırması

Boğaziçi Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi işbirliği ile Parkinson hastalığında kognitif bozulmanın erken tanı ve teşhisi için detaylı bir inter-disipliner araştırma …

Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü Bilişimsel Görüntüleme Laboratuvarı kurucusu öğretim üyesi Doç. Dr. Esin Öztürk Işık’ın yürütücülüğünde, Parkinson hastalığında kognitif bozulmanın, bir diğer deyişle, hastanın dikkat, bellek, dil kullanma ve anlama, öğrenme, değerlendirme, sorun çözme, ve karar verme gibi zihinsel yetilerindeki bozulmanın, erken evrede teşhisi için birden fazla biyobelirteçin belirlenmesi amacıyla bir araştırma yürütülüyor. TÜBİTAK 1001 projesi kapsamında yürütülen bu çalışma hakkında bilgi veren Doç. Dr.

Mühendislik Fakültesi
Share

Evren aniden yok olabilir mi?

Geçtiğimiz sene Physical Review D isimli dergide yayınlanan bir makale* evrenin aniden yok olabileceği tartışmalarını gündeme getirdi. Harvard Üniversitesi’nden fizikçi Anders Andreassen’in öncülüğünde yürütülen çalışmada Higgs bozonunun kütlesinin değişmesiyle yayılacak negatif enerji balonunun çok düşük bir ihtimalle evrenin yok olmasına neden olabileceği ileri sürülüyor. Çalışmada iddia edilen teori ve evrenin yok olmasına dair olası diğer senaryolar hakkında Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. İbrahim Semiz ve Doç. Dr. Dieter Van Den Bleeken’de bilgi aldık.

Harvard Üniversitesi’nde gerçekleştirilen ve Live Science gibi popüler bilim platformlarına da konu olan araştırmaya göre** evrende bir noktada Higgs alanında oluşup buradan etrafa yayılan negatif enerji balonunun bize ulaşmasıyla bildiğimiz evrenin aniden yok olabileceği öne sürülüyor. Evrenin yavaş ölümü teorisinden farklı olarak 10*139 yıl içerisinde gerçekleşebilecek böyle bir olayla evrenin aniden yok olabileceğini öne süren araştırmayı nasıl yorumlamak gerektiğini Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. İbrahim Semiz ve Doç. Dr. Dieter Van Den Bleeken’ sorduk.

Share

Ruhsal hastalığı olan her 10 anneden 7’si tedavisiz kalıyor

Boğaziçi Üniversitesi’nden Dünya Anne Ruh Sağlığı Haftası’nda Halka Açık Sempozyum... Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Elif Aysimi Duman tarafından yürütülen Türkiye’deki en kapsamlı hamilelik dönemi projelerinden ‘’Boğaziçi Anne-Bebek İlişkisi Projesi’’ (BABİP) kapsamında 29 Nisan tarihinde Albert Long Hall’de halka açık ‘’Anne Ruh Sağlığı’’ sempozyumu düzenlendi.

29 Nisan- 5 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Dünya Anne Ruh Sağlığı Haftası kapsamında düzenlenen sempozyum, Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Tekcan’ın açılış konuşmasıyla başladı. Prof.

Share

‘’Su fakiri bir ülke olma riskiyle karşı karşıyayız’’

Boğaziçi Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Bölümü’nde “Çevre ve Turizm” ile “Sosyal ve Çevresel Perspektiflerden Sürdürülebilirlik” adlı lisans derslerini vermekte olan Dr. Akgün İlhan su üzerine çalışmalarıyla tanınan bir akademisyen. Açık Radyo’da hazırladığı Su Hakkı ve Sudan Gelen programlarının yanı sıra çeşitli mecralarda su krizi ve iklim değişikliği üzerine yazan ve ‘’Yeni Bir Su Politikasına Doğru: Türkiye’de Su Yönetimi, Alternatifler ve Öneriler” adlı bir kitabı olan Akgün İlhan ile 22 Nisan Dünya Günü’nde suyu ele aldık. Güvenli su, suya ekonomik olarak erişim, suyun maliyeti, su ayak izimiz başta olmak üzere suya dair pek çok konuya değinerek tüketim bazında yapılması gerekenleri konuştuk.

Çevre, sürdürülebilirlik ve özellikle de su alanlarına nasıl yöneldiniz diyerek başlayalım dilerseniz? Akgün İlhan- Çevre ile kurduğumuz sorunlu ilişkinin farkına varmaya başlamam 90’lı yılların başında Ankara Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı bölümünde yaptığım lisans yıllarına denk geliyor. Oldukça disiplinler arası bir bölümünde botanik, bitki sosyolojisi, çevre sorunları, toprak bilgisi, peyzaj ekolojisi, şehir ve bölge planlama, jeoloji, tasarım, dendroloji ve proje çizimi gibi seksene yakın farklı dersi duayen hocalardan alma şansını yakaladım.

Share

Boğaziçi Üniversitesi’nde ‘can yoldaşı’ robot geliştiriliyor

Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Levent Akın ülkemizde yapay zekâ ve robotik alanında öncü araştırmalarıyla tanınıyor. Levent Akın liderliğinde Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden araştırmacılar Binnur Görer,İbrahim Özcan ve Yiğit Yıldırım’ın yer aldığı ekip duyguları olan insansı bir robot geliştiriyor. En önemli özelliği insanlarla duygusal etkileşimde bulunabilmesi olacak robot, karşısındaki insanın üzgün veya neşeli olup olmadığını anlayacak ve kendisi de bazı tepkiler gösterebilecek. Prof. Dr. Levent Akın ve ekibinden insana ‘’can yoldaşı’’ olacak robot projesini dinledik.

Levent Hocam, daha önce Boğaziçi Üniversitesi’nde geliştirmiş olduğunuz sosyal robotlar (egzersiz dobotu ve rehber robot) projenizin ardından şimdi duyguları olan bir robot üzerinde çalışıyorsunuz. Projeyi sizden dinleyebilir miyiz?

Mühendislik Fakültesi
Share

Kara deliklerin varlığı ilk kez görüntüyle kanıtlandı; büyüksün Einstein!

ABD Ulusal Bilim Vakfı, bir kara deliğin çevresini gözlemlemek için kurulan Event Horizon Teleskobu'ndan elde edilen 'çığır açıcı sonucu’ 10 Nisan’da düzenlenen canlı yayınla tüm dünyaya duyurdu. Brüksel, Santiago, Taipei, Washington DC gibi şehirlerde aynı anda gerçekleştirilen ve Youtube gibi mecralardan canlı yayınlarla paylaşılan tarihte çekilmiş ilk kara delik fotoğrafı heyecan yarattı. Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Semiz bu önemli gelişmeyi ‘’Tarihi bir gözlem’’ olarak niteliyor.

Şimdiye kadar sadece Einstein'ın genel görelilik kuramının öngörüleri kullanılarak oluşturulan benzetim fotoğrafları mevcut olan kara delik ilk kez somut imajlarla dünyaya servis edildi. Kara deliğin dünyadan 500 milyon trilyon kilometre (54 milyon ışık yılı, 1 ışık yılı=9.5 trilyon kilometre) uzakta olduğu ve Güneş Sistemi'nin tamamından daha büyük boyutta olduğu ifade edildi. Bu fotoğrafla birlikte kara deliklerin varlığı ilk kez görüntülü bir şekilde kanıtlanmış oldu.

Fen Edebiyat Fakültesi
Share

Boğaziçili genç akademisyenlere BAGEP Ödülü

Bilim Akademisi tarafından başlatılan ve kamu fonları yerine toplumdan gelen maddi destekle yürütülen Bilim Akademisi Genç Bilim İnsanları Ödül Programı (BAGEP)’nın 2019 sahipleri belli oldu. Boğaziçi Üniversitesi’nden Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Emine Fişek, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Şükrü Anıl Doğan ve Kimya Mühendisliği öğretim üyesi Doç. Dr. Sezen Soyer Uzun’un ödüle değer bulunduğu BAGEP Ödülleri töreni 26 Nisan Cuma günü Hacettepe Üniversitesi’nde gerçekleşecek.

Bilim Akademisi tarafından 2013 yılından beri 40 yaşını doldurmamış genç akademisyenleri yeni araştırmalarında desteklemek amacıyla düzenlenen Bilim Akademisi Genç Bilim İnsanları Ödül Programı (BAGEP), 2019 yılı kazananlarını duyurdu. 310 başvuru arasından 43 akademisyenin ödüllendirildiği ve 2 yıl süreyle yılda 15.000 TL desteği kapsayan ödül programının bu seneki kazananları arasında Boğaziçi Üniversitesi’nde görev yapmakta olan üç genç akademisyen de bulunuyor.

Share

Boğaziçi Üniversitesi ve MIT'den İstanbul'u sel ve su baskınlarından korumak için proje

Boğaziçi Üniversitesi ile Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) öğretim üyeleri ve öğrencileri arasında ortak araştırma projeleri yapılması hedefiyle oluşturulan ve Limak Vakfı tarafından fon sağlanan MISTI (MIT Science and Technology Initiatives) - Boğaziçi Uluslararası Araştırma, Eğitim ve Destek Programı kapsamında desteklenen yeni çalışmalar arasında Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Cem Avcı’nın araştırmacı Dr. Mehmet Emre Çamlıbel ile yürüttükleri “Drainage by Design: Optimizing Stormwater Infrastructure in Istanbul” başlıklı projesi de yer aldı.

“Drainage by Design: Optimizing Stormwater Infrastructure in Istanbul” projesi İstanbul’un sel ve altyapı kapasite sorununa Boğaziçi Üniversitesi ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden Bilimsel Modelleme Çözümü sunuyor. Araştırmacı Dr. Mehmet Emre Çamlıbel ile birlikte projeyi yürütmekte olan Prof. Dr. Cem Avcı, iklim değişikliğinin İstanbul’un yağmur suyu altyapısına etkisini araştıracaklarını ve şehirdeki altyapıların optimizasyonu kapsamında öneriler ortaya koyacaklarını belirtiyor.

 

Mühendislik Fakültesi
Share

Zaman makineleri gerçek mi oluyor?

Geçtiğimiz günlerde Moskova Fizik ve Teknoloji Enstitüsü’nden Gordey Lesovik’in yaptığı açıklamayla zamanda yolculuk yapabilmenin mümkün olup olmadığı konusu yeniden gündeme gelmişti. “Zamanın termodinamik yönünün tersine hareket eden bir durumu yapay olarak yaratmayı başardık” ifadelerini kullanan Lesovik’in açıklaması ne anlama geliyor? Zamanda yolculuğun mümkün olup olmadığı konusunda bilgi aldığımız Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Metin Arık, gerçekleştirilen deneyin bilim kurgu filmlerindeki gibi bir zamanda yolculuğu mümkün kılmadığını, sadece zamanın termodinamik tarafında yaşanan bir gelişme olduğunu belirtiyor.

Scientific Reports’da yayımlanan makaleye göre* kuantum bilgisayarla yapılan deneyde, elektronlardan ve kuantum bilgisayarlar için kullanılan veri bilimi olan kübitlerden oluşan bir “zaman makinası” kullanılıyor. Deneyde yer alan araştırmacılar deneyde başarılan şeyi bilardodaki açılış vuruşuyla dağılmış topların tekrar başlangıçtaki yerlerine dönmesini sağlayan bir eyleme benzetiyorlar ve bu deneyin sadece kuantum bilgisayarların işleyişine dair değil, evreni yöneten kurallarla ilgili algılara dair de önemli değişiklikleri barındırdığını iddia ediyorlar.

Share

Boğaziçi Üniversitesi ve Cambridge University’den biyoekonomi odaklı gelecek için işbirliği

Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü Dr. Öğretim Üyesi Berat Haznedaroğlu’nun kurucusu olduğu, 2017’den bu yana faaliyetlerine üniversitenin Kilyos Kampüsü’nde devam eden İstanbul Mikroyosun Biyoteknolojileri AR-GE Birimi (İMBİYOTAB) ile Cambridge Üniversitesi Mikroyosun İnovasyon Merkezi (AIC)’nin yosun biyoteknolojisi konusundaki araştırma, akademik bilgi paylaşımı ve eğitim alanlarında yürütecekleri çalışmalar bir yıl süreyle Newton Fonu - Research Environment Links Programı tarafından fonlanacak.

Türkiye’deki araştırma ortamının kapasitesini Türkiye ve Birleşik Krallık’tan kurumların işbirlikleriyle artırmaya yönelik Research Environment Links programı kapsamında desteklenen ‘’Joint Consortium on Algal Biotechnology for Bioeconomy - Driven Future’’ başlıklı proje ile iki ülkenin araştırma merkezleri arasında yosun biyoteknolojisi alanında ortak bilimsel araştırmalar yapılması, eğitimler verilmesi amaçlanıyor.

Share

Boğaziçi’nden glokoma ‘’dur’’ diyen teknoloji

Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde geliştirilen bir biyosensör teknolojisinin pazara transferi için kurulmuş olan GlakoLens şirketi, bu teknolojiyi kontak lens ile bütünleştiren tasarımıyla açık-açılı glokomun en büyük sebebi olan göz içi tansiyonunun seyri ve kontrolünde gerek hekimlere gerekse hastalara önemli avantajlar getirecek. Özgün teknolojik üstünlüğüyle hem Türkiye’de hem de dünyada yaygınlaşması hedeflenen buluş, Mayıs 2017’de ACT VC’den 465 bin Euro değerinde yatırım almıştı. GlakoLens şimdi de dünya pazarlarına çıkmak üzere CE sertifikası ve FDA onayı süreçlerine hazırlanıyor. 8-14 Mart Dünya Glokom Haftası vesilesiyle, Glakolens’i tasarlayan araştırmacılar Prof. Dr. Arda Deniz Yalçınkaya, Prof. Dr. Günhan Dündar ve doktora çalışmalarına devam eden araştırmacı Özgür Kaya’dan bilgi aldık.

Tüm dünyada önlenebilir kalıcı görme kaybının en sık rastlanan ikinci nedeni olan Glokom, dünya genelinde yaklaşık 70 milyon insanın muzdarip olduğu bir sağlık durumu ancak bu kişilerin neredeyse yarıya yakını glokom hastası olduklarından haberdar değil. Yaşlı nüfusun hızla artması nedeniyle, glokomun görülme sıklığının 2040'ta 110 milyona çıkması bekleniyor. Glokom’da diyabet hastaları, oküler ve sistemik hiper tansiyonlu kişiler ve 40 yaş üstü kişiler yüksek risk grubunda bulunurken hastalığa yakalanmada genetik faktörler de rol oynuyor.

Elektrik & Elektronik Mühendisliği
Mühendislik Fakültesi
Share

“Göçmen krizi ve iklim değişikliği toplumları test ediyor’’

Analitik düşünme yeteneği modern dünyanın getirdiği karmaşık durumlara karşı esnek tepkiler verebilmemizi sağlayarak bizi “modern” kılan, insana özgü özelliklerden biri. Peki, analitik düşünmek bize ne katıyor? Analitik düşünme kapasitesi nasıl geliştirilir, nelerden etkilenir ve en önemlisi analitik düşünme eğiliminin yüksek olması kişiyi nasıl farklı kılar? Bu alanda kapsamlı araştırmalar yürüten Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Adil Sarıbay, analitik düşüncenin her zaman zekâyla doğru orantılı olmadığını, ileri bir IQ’ya sahip ancak analitik düşünce eğilimi zayıf bireylerin pekâlâ var olabildiğini belirtiyor. Sarıbay ayrıca iklim değişikliği, mülteci sorunu gibi dünyayı etkileyen güncel problemler ve çatışmaların günümüzde analitik düşüncenin egemen olduğu varsayılan gelişmiş toplumları dahi sınamakta olduğuna dikkat çekiyor. Adil Sarıbay ile analitik düşüncenin yeşerdiği veya zayıf olduğu toplumların yapısına, analitik düşüncenin zekâ ve mutluluk ile ilişkisine dair kapsamlı bir söyleşi yaptık.

Analitik düşünceyi nasıl tanımlayabiliriz? Analitik düşüncenin tanımı aslında psikolojide çok yaygın bir modelden geliyor. Bu modelde Tip 1 ve Tip 2 ismi verilen iki tip zihinsel süreç söz konusu. Tip 1 süreçler evrimsel olarak daha eski, daha çok hayatta kalmayla ilgili ve hızlı tepki vermeye yönelik süreçler, bu süreçler çevredeki örüntüleri yavaş öğrenen, değiştirilmesi zor ve çok fazla bir zihinsel çaba gerektirmeyen süreçler. En basit örneklerden biri reflekslerimiz. Yılan görünce irkilerek korkup kaçma Tip 1 süreçle gerçekleşiyor.

Share

Kültür tarihimizin kilometre taşlarından Servet-i Fünûn dergisinin veritabanı dijital ortamda!

Tevfik Fikret, Halit Ziya, Mehmet Rauf, Cenap Şahabettin, Hüseyin Cahit gibi pek çok önemli kalem ustasını etrafında toplayan, kültür tarihimize damga vurmuş yayınlardan Servet-i Fünûn dergisi üzerine Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyelerinden Doç. Dr. Zeynep Uysal’ın yürütücülüğünde tamamlanan “Asır Sonu Osmanlı Kültür Tarihinde Servet-i Fünûn Dergisi” adlı TÜBİTAK projesinin sonuçları sanal ortamda araştırmacılara ve okurların ilgisine sunulacak. *

Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyeleri, TÜBİTAK desteği ile hayata geçirdikleri “Asır Sonu Osmanlı Kültür Tarihinde Servet-i Fünun Dergisi” projesini çeşitli yönleriyle ortaya koymak ve proje sonuçlarını paylaşmak üzere Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi işbirliği ile bir çalıştay düzenliyor. Boğaziçi Üniversitesi’nde 27 Şubat 2019 tarihinde gerçekleşecek etkinlikte, 19.

Fen Edebiyat Fakültesi
Share

“Her şeyin teorisi”ni bulmak mümkün mü?

Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Can Kozçaz, ODTÜ Parlar Vakfı’nın 40 yaşını doldurmamış genç araştırmacılara verdiği “Araştırma Teşvik Ödülü”nün 2018 yılında almaya hak kazanan isimlerden biri oldu. Matematik ve fizik disiplinleri arasında iş birliğine olanak tanıyan bir çalışma alanı olan sicim teorisi, Dr. Öğr. Üyesi Can Kozçaz’ın da temel ilgi alanlarından biri. Kozçaz’la sicim teorisinin ne olduğu, neyi amaçladığı ve doğayı anlamada neler sunduğu üzerine zihin açıcı bir söyleşi gerçekleştirdik.
Share

‘’Organik Gıda Sektöründe Güveni Kazanan Pazarı Kazanır’’

Boğaziçi Üniversitesi Analitik ve İçgörü Araştırma Merkezi (AIM), Türkiye’de organik gıda sektörünü masaya yatırdı. Merkezin kurucu direktörü Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Sami Karaca, Doç. Dr. Özlem Hesapçı ve araştırmacı Gözde Baycur’dan oluşan ekibin yürüttüğü araştırma kapsamında tüketici beklentilerine ve organik gıda pazarının dinamiklerine dair çarpıcı sonuçlara ulaşıldı. Türkiye’de organik gıda sektörünü derinlemesine anlamak için hem üretici ve satıcı hem de tüketicilerin tutum ve davranışlarını yansıtmayı hedefleyen bu araştırma hakkında Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Sami Karaca’dan bilgi aldık.

Öncelikle organik ve doğal kavramları konusunda bir karmaşa söz konusu. Bir gıdanın organik olması ne anlama geliyor, doğal olması ne demek bunu biraz açar mısınız?
 

Share

Pages