“Kayıt dışı ekonominin çevreye zararı matematiksel toplamların çok üzerinde”

Kayıt dışı ekonomik faaliyetler sadece ekonomiye değil, çevreye de zarar veriyor. Kayıt dışı ekonominin çevresel etkilerini araştıran Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Mehtap Işık, küçük ölçekli işletmelerin kayıt dışı ekonomik faaliyetlerinin bile zamanla geri dönülmez yıkımlara yol açtığını söylüyor. Araştırmasında yasal olmayan yollarla yapılan atık ithalatına da değinen Işık, “Türkiye’ye yasal olmayan yollarla giren pek çok çöp ve atık, hammadde olarak bile kullanılmıyor ve döngüsel ekonomiye girmiyor,” diye ekliyor.

Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Mehtap Işık ve yüksek lisans tezinde danışmanlık yaptığı İstanbul Ticaret Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Cihat Köksal, 1961-2014 yılları arasında kayıt dışı ekonominin çevresel etkilerini araştırdı. Gerekli destekleyici politikalar geliştirilmediğinde düzenlemelerin sistemleri kayıt dışı çalışmaya ittiğini belirten Işık, Doğu Akdeniz Üniversitesi Bankacılık ve Finans Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Salih Katırcıoğlu’nun da katkılarıyla yürüttükleri çalışmalarında dikkate değer öneriler getiriyor.

Share

Boğaziçi’nin Avrupa üniversiteleriyle işbirliği CoLearn ile güçlenecek

Avrupa Birliği tarafından fonlanan CoLearn projesiyle, Boğaziçi Üniversitesi, Radboud Üniversitesi ve Bonn Üniversitesi, üniversite öğretim üyelerinin dijital yeterliklerini geliştirmek için birlikte çalışacak. Avrupa Birliği’nin eğitimciler için önerdiği DigCompEdu adı verilen dijital yeterlik çerçevesinin temel alındığı projede, aynı dersi verebilecek öğretim üyelerinden oluşan takımların çevrimiçi verebilecekleri dersleri beraber kurgulamalarını ve oluşturmalarını destekleyen bir program tasarlanacak.

Boğaziçi Üniversitesi’nin koordinatörlüğünü üstlendiği ve Avrupa Birliği Erasmus+ Programı kapsamında fonlanan CoLearn projesiyle, üniversite öğretim üyelerinin dijital yeterliklerini geliştirmek için çalışılacak. Haziran 2021’de başlayan projenin 2 yıl sürmesi bekleniyor.

“Değişen teknolojileri öğrenmenin hizmetinde kullanabilmek COVID sonrasında da önemli olacak”

Share

Boğaziçi Üniversitesi’nden robotik biyopsi teknolojisi

Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Şenol Mutlu, vücut yüzeyine yerleştirilerek biyopsi gibi müdahaleleri Manyetik Rezonans (MR) görüntülenmesi sırasında yapabilecek bir teknoloji geliştirdi. Kablosuz ve pilsiz çalışan eyleyici geliştirmeye dayanan bu teknoloji sayesinde, doktorlar bir kumanda ile uzaktan kontrol edebilecekleri bir robotik sistemle biyopsi yapabilecek.

Eyleyici ya da aktüatör (actuator) bir mekanizmayı ya da sistemi hareket ettiren bir tür motor. Çalışmak için bir enerji kaynağına ihtiyaç duyan eyleyicilere bu enerji genelde elektrik akımından sağlanıyor, ancak eyleyiciler termal, manyetik, hidrolik gibi çok çeşitli enerji formlarını da harekete dönüştürebiliyor.

Share

Boğaziçi Üniversitesi’nde iklim değişikliğine dayanıklı “akıllı bitkiler” için çalışmalar başladı

Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü'nden Dr. Öğr. Üyesi Steven Footitt ve ekibi, iklim değişikliğine dayanıklı “akıllı bitki”lerin üretilmesi için gereken genetik araştırmalarına başladı. Boğaziçi Üniversitesi Bilimsel Araştırma Fonu (BAP) tarafından desteklenen iki yıl sürecek projeyle iklim değişikliğinin bitki tohumlarında çimlenmeyi önleyen uyku halini nasıl etkilediği gen araştırmalarıyla ortaya çıkarılacak. Footitt’e göre böylelikle akıllı bitkilerin üretilmesine büyük katkı sağlanarak, Türkiye’de tarım ve gıda güvenliği konusunda önemli bir adım atılmış olacak.

Boğaziçi Üniversitesi’nde iklim değişikliğinin tarım ve gıda güvenliğine etkileriyle ilgili birçok araştırma devam ediyor. Bunlar arasında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü'nden Dr. Öğr. Üyesi Steven Footitt ve ekibinin projesi, bitki tohumlarındaki uyku halinin gen araştırmalarıyla anlaşılarak, iklim değişikliğine uyum sağlayabilecek akıllı bitkilerin üretilmesinin önünü açmayı hedefliyor.

Share

Boğaziçi öncülüğünde yürütülen projeyle Kafkasya’daki deformasyon ve depremler daha iyi anlaşılacak

Boğaziçi Üniversitesi Jeofizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayrullah Karabulut’un yürütücüsü olduğu projeyle, Kafkasya’daki deformasyon ve depremleri daha iyi anlamak için Türkiye ve Rusya iş birliğiyle kapsamlı sismolojik ve jeodezik veri tabanları oluşturulacak. Bu sayede yaklaşık 15 yıl öncesine uzanan verilerle bölgeye dair daha detaylı tektonik modeller elde edilmesi hedefleniyor. Üç yıl sürmesi planlanan projede araştırmacı olarak görev alan Dr. Sezim Ezgi Güvercin, Kurumsal İletişim Ofisi’nin sorularını yanıtladı.

TÜBİTAK ile Rusya Temel Araştırmalar Vakfı (RFBR) arasındaki bilimsel ve teknolojik iş birliği kapsamında desteklenmesine karar verilen bilimsel çalışmalar içerisinde Boğaziçi Üniversitesi Jeofizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayrullah Karabulut’un yürütücüsü olduğu proje de yer aldı. “Kafkas Bölgesinin Kapsamlı Sismolojik ve Jeodezik Gözlemlere Dayalı Sismotektoniği ve Kinematiği” başlıklı proje, Kafkasya’daki ülkelerden yer bilimleri araştırmacılarını ilk kez büyük çapta bilimsel araştırma için bir araya getirecek.

Share

Boğaziçi ve Hollanda’dan Araştırmacılardan Küresel Vatandaşlık Eğitimi

Küresel sorunların günlük hayatlarımızı şekillendirdiği bugünlerde, bilimsel-okur yazarlık kazandırmayı amaçlayan fen eğitiminin önemi artıyor. Bu kapsamda Boğaziçi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Sevil Akaygün’ün Hollanda’dan araştırmacılarla birlikte yürüttüğü projede, Türkiye ve Hollanda’dan fen bilimleri öğretmenlerine ve öğretmen adaylarına nanoteknoloji, küresel ısınma ve plastik kullanımı gibi hem bilimsel bilgi gerektiren hem de küresel ve toplumsal etkileri olan sosyo-bilimsel konularda eğitimler verilecek. Eğitimlerde ortak sorunları çözmek için küresel vatandaş olmanın önemini kavrayacak öğretmenler, bu eğitimleri daha sonra kendi öğrencilerine de uygulayabilecek.

Hollanda Bilim Diplomasi Fonu (Science Diplomacy Fund) tarafından desteklenen “Ortak bir Amacı Başarmaya Doğru: Sosyo-bilimsel Konuların Fen Eğitiminde Kullanımı Yoluyla Küresel Vatandaşlık ve Sürdürülebilir Kalkınma Eğitimi” başlıklı projede Hollanda’dan Eindhoven Teknoloji Üniversitesi ve Radboud Üniversitesi ile Türkiye’den Boğaziçi Üniversitesi yer alıyor. Koordinatörlüğünü Eindhoven Teknoloji Üniversitesi’nden Dr. Dürdane Bayram-Jacobs’ın yaptığı projede, Boğaziçi Üniversitesi tarafında Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr.

Share

Çocuğunu çokdilli yetiştirmek isteyen anne ve babalar ne yapmalı?

Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yabancı Diller Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Belma Haznedar’ın kaleme aldığı ‘’İkidillilik ve Çokdillilik /Erken Çocukluk Döneminde Birden Fazla Dil Öğrenimi’’ (Anı Yayıncılık) başlıklı kitap okurlarla buluştu. Erken çocukluk döneminde birden fazla dil öğreniminin dilbilimsel, bilişsel, nörolojik ve sosyolojik özelliklerini inceleyen bu çalışma, çocuğunu ikidilli veya çokdilli yetiştirmek isteyen anne babalara destek olmak amacıyla hazırlanan önemli bir rehber. Prof. Dr. Belma Haznedar sorularımızı yanıtladı.

Akademik kapsamının yanı sıra gündelik hayattan örneklerle güncel ve zengin bir içerik sunan kitabın yazarı Prof. Dr. Belma Haznedar, ‘’Bugün dünyaya gözünü açan çocukların çoğu, erken çocukluk döneminden itibaren yaşamları boyunca birden fazla dile maruz kalmakta ve bu dilleri gündelik yaşamlarında etkin bir biçimde kullanmakta. Bunun bireysel olduğu kadar, ekonomik, pedagojik, sosyal ve siyasal pek çok boyutu söz konusu.

Share

Yapay zekâ ‘hayalet’ depremleri takip edecek

Yapay öğrenme ve teorik fizik alanında çalışan araştırmacı Arkadaş Özakın, 20 yılı aşkın süredir ABD’de sürdürdüğü profesyonel kariyerine nokta koydu ve geçen yıl Şubat ayında, mezunu olduğu Boğaziçi Üniversitesi’ne dönerek yapay öğrenme ve depremler konusunda yeni bir araştırmaya başladı. Özakın, yeniden Boğaziçi’nde olmaktan heyecan duyduğunu belirterek hayalini kurduğu yerde olduğunu söylüyor. Özakın ve ekibi, varlığından haberdar bile olmadığımız ‘hayalet’ depremlerin yapay öğrenme ile takibi üzerine çalışıyor.

Teorik fizikçi ve makine öğrenmesi araştırmacısı Arkadaş Özakın, Fizik ve Matematik çift anadal derecesiyle Boğaziçi Üniversitesi’nden 1997 yılında mezun oldu. Doktora derecesini Teorik Fizik dalında California Institute of Technology’den aldı. Ardından Georgia Institute of Technology’de Bilgisayar bölümünde yapay öğrenme, Georgia Tech Quantum Institute’ta ise Kuantum Bilgi İşleme Teknolojileri üzerine araştırmalar yaptı. Ardından Silikon Vadisi’nde özel bir şirkette çalıştı.

Share

Prof. Dr. Rana Sanyal, Cartier Women’s Initiative’de 2021 Bilim & Teknoloji Öncüsü kategorisine seçildi

Onkoloji alanında ilaç adayları geliştiren RS Research Kurucu Ortağı, Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Rana Sanyal, Cartier Women’s Initiative programının 2021 Bilim & Teknoloji Öncüsü kategorisine seçildi.

2006’da kurulan Cartier Women’s Initiative programı, tüm dünyadan toplumda güçlü, sürdürülebilir ve pozitif bir etki yaratmayı amaçlayan alanında lider kadın girişimciler ve şirket sahiplerinin başarılarına ışık tutarak, işlerini büyütmeleri ve yeteneklerini geliştirmeleri için finansal ve sosyal destek sağlıyor. Bu yıl programa 142 ülkeden 876 başvuru arasından çalışmalarıyla fark yaratan 24 kadın katıldı. Prof. Dr. Rana Sanyal, 7 bölgesel alana ek olarak bu yıl ilk defa açılan 'Bilim & Teknoloji Öncüsü’ kategorisinde programa kabul edilen 3 öncü arasında yer aldı.

Share

Boğaziçi Üniversitesi ve Rusya’dan araştırmacılar geleceğin pilleri için birlikte çalışacak

TÜBİTAK- Rusya Temel Araştırmalar Kurumu (RFBR) ile İkili İşbirliği Programı kapsamında desteklenmeye hak kazanan Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Damla Eroğlu Pala’nın projesi, geleceğin pilleri olarak görülen lityum-sülfür bataryaların daha uzun ömürlü olabilmesi için batarya performansıyla elektrolit tasarımı arasındaki ilişkiyi araştıracak. Rusya’dan Ufa Kimya Enstitüsü (Ufa Institute of Chemistry) ile iş birliği içinde yürütülecek projenin üç yıl sürmesi planlanıyor.

Geleceğin pilleri lityum-sülfür bataryalar

Cep telefonlarından bilgisayarlara ve elektrikli araçlara kadar kullanılan mevcut en gelişmiş batarya tipinin lityum-iyon bataryalar olduğunu belirten Doç. Dr. Damla Eroğlu Pala, henüz gelişmekte olan lityum-sülfür bataryaların ise beş kat daha fazla enerji depolayabileceğini vurguluyor: “Lityum-sülfür bataryalar henüz ticari olarak erişilebilir değil, ancak çok gelecek vaadediyor; çünkü bir lityum-iyon bataryadan beş kat daha fazla teorik özgül enerji gösteriyor ve daha düşük maliyetli olma potansiyeline sahip.”

Mühendislik Fakültesi
Share

‘’Siber Güvenlik sosyal bilimciler için yepyeni bir keşif ve çalışma alanı olabilir’’

Siber güvenlik farkındalığı konusunda kuruluşundan bu yana çok sayıda etkinlik ve eğitime imza atan Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Siber Güvenlik Merkezi (BÜSİBER), Siber Güvenlik’in Sosyal Bilimler ile ilişkisine odaklanan yeni bir eğitim programı düzenledi. Hacker’ların kullandığı aldatıcı teknikler ve uygulamalar gibi dikkat çekici başlıklara da yer verilen “Sosyal Bilimler Boyutuyla Siber Güvenlik” programı hakkında Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü Öğretim Üyesi ve BÜSİBER Yöneticisi Doç. Dr. Bilgin Metin'den bilgi aldık.

Küresel pandemi nedeniyle dijital araçları yoğun biçimde kullandığımız bir dönemden geçiyoruz. Bu da evimizdeki güven duygusunu dijital ortamlarda da hissetme ihtiyacını beraberinde getiriyor. Siber dünyanın tehlikelerinden korunmanın ilk şartı ise dijital farkındalık geliştirmek. Peki, bu noktada Sosyal Bilimler nasıl rol oynayabilir?

Share

Boğaziçi Üniversitesi’nden Libya’ya bilim çıkarması

Avrupa Birliği çatısı altında, Akdeniz Üniversiteler Birliği (UNIMED) tarafından yürütülen ‘’Libya Yükseköğretiminde Araştırma ve İnovasyonu Geliştirme - IBTIKAR’’ projesindeki üç Avrupa üniversitesinden biri olan Boğaziçi Üniversitesi, Libya’daki 11 üniversitenin araştırma ve inovasyon kapasitesini artırmak üzere bu ülkedeki partner üniversitelerin akademik ve idari personeline çeşitli eğitimler verecek.

‘’Avrupa’dan Libya’ya Eğitim Desteği’’ başlıklı iş paketinin lider yürütücüsü olan Boğaziçi Üniversitesi, Ocak 2021’de başlayan ve üç yıl sürmesi planlanan IBTIKAR projesine Çevre Bilimleri Enstitüsü’nden uzman akademisyenler ile katkı sunuyor.

 

2018 yılında UNIMED tarafından Libya’daki yükseköğretim kurumlarının araştırma odaklı bir yapıya kavuşturulması hedefinden hareketle oluşturulan IBTIKAR projesine Avrupa Komisyonu Erasmus+ projeleri kapsamında Yükseköğretimde Uluslararası Kapasite İnşaası başlığı altında yaklaşık 1 Milyon Euro bütçe ayrıldı. 

Share

Prof. Dr. Erkcan Özcan: “Fizik yasaları değişiyor yorumu için erken”

ABD’deki Fermi Ulusal Hızlandırıcı Laboratuvarı (Fermilab), 7 Nisan’da Twitter hesabı üzerinden yaptıkları deneylerle bildiğimiz fizik yasalarının değişebileceğine dair kanıtların güçlendiğini açıkladı. Bu açıklama yüksek enerjili parçacık deneylerinin sonuçlarını açıklayan Standart Model’in doğru olmayabileceği ve yeni fizik kanunlarının, yeni parçacıkların ve şimdiye kadar görmediğimiz yeni bir kuvvetin var olabileceği şeklinde yorumlanarak bilim dünyasında ve toplumda heyecan yarattı. Ancak Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Erkcan Özcan, Model ile deney sonuçları arasındaki uyuşmazlığın yeni bir kuvvetin varlığından değil, kuramsal hesaplamalarda yapılan bir hatadan da kaynaklanmış olabileceğine dikkat çekiyor.

Çevremizdeki tüm hareketleri açıklayan fizik yasaları tüm etkileşimleri kütle çekim, elektromanyetizma, baskın ve zayıf nükleer olarak dörde ayırıyor. Ancak atomdan bile küçük yapı taşları da bulunuyor ve bu yapı taşlarından bazıları daha küçük bileşenlere ayrılabilirken bazıları ise ayrılamıyor. Kozmik ışınların Dünya atmosferine çarpması sonucu oluşan “müon” isimli parçacıklar da daha küçük bileşenlere ayrılamayan atom altı parçacıklar arasında. Prof. Dr.

Share

Doç. Dr. Emre Uğur ve Doç. Dr. Volkan Yılmaz’a BAGEP Ödülü

Bilim Akademisi tarafından başlatılan ve kamu fonları yerine toplumdan gelen maddi destekle yürütülen Bilim Akademisi Genç Bilim İnsanları Ödül Programı “BAGEP”in 2021 yılı sonuçları açıklandı. Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Emre Uğur ve Sosyal Politika öğretim üyesi Doç. Dr. Volkan Yılmaz ödüle layık görülen isimler arasında yer aldı.

En iyi genç akademisyenlerin belirlenmeleri, ödüllendirilmeleri ve yeni araştırmalar için desteklenmeleri amacıyla 2013 yılından bu yana verilmekte olan BAGEP ödüllerini 2021 yılında almaya hak kazanan isimler açıklandı. Farklı üniversiteler ve disiplinlerden toplam 42 akademisyenin ödüle layık görüldüğü programda, Boğaziçi Üniversitesi’nin genç akademisyenleri Emre Uğur ve Volkan Yılmaz da yer alıyor.

Share

Boğaziçili akademisyenden önemli buluş :İnsan bedenini gerçek zamanlı izleyen implant anten teknolojisi

Boğaziçi Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Sema Dumanlı Oktar’ın "Canlı Hücrelerle Manipüle Edilen Antenler" (AntennAlive) projesiyle, genetiği değiştirilmiş bakterilerle yeniden yapılandırılan implant antenler kullanılarak insan bedenindeki gelişmeler gerçek zamanlı izlenebilecek. Bu yıl TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı “2247-A Ulusal Lider Araştırmacılar Programı”ndan 1 Milyon TL destek almayı başaran projenin biyomühendislik alanında öncü olması hedefleniyor.

TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı “2247-A Ulusal Lider Araştırmacılar Programı”na, Boğaziçi Üniversitesi’nden seçilen üç genç bilim insanından biri olan Dr. Öğr. Üyesi Sema Dumanlı Oktar, vücut içinde gerçekleşen olayları gerçek zamanlı izleyebilecek, sentetik biyoloji ile elektronik mühendisliğini buluşturacak teknoloji “AntennAlive” projesi için çalışıyor.  Dr. Öğr.

Elektrik & Elektronik Mühendisliği
Mühendislik Fakültesi
Share

Sicim Teorisi uzmanları Türkiye-Rusya arasında bilim köprüsü kuracak

TÜBİTAK-Rusya Temel Araştırma Vakfı (Russian Foundation for Basic Research-RFBR) ile İşbirliği Programı kapsamında Boğaziçi Üniversitesi’nden destek almaya hak kazanan projelerden biri Fizik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Can Kozçaz’ın projesi oldu. Sicim teorisinde dünyanın önde gelen genç araştırmacılarından olan Lomonosov Moskava Devlet Üniversitesi’ne bağlı Teorik ve Matematiksel Fizik Enstitüsü üyesi Yegor Zenkevich’in ekibiyle ortak çalışılacak projede, “her şeyin teorisi” olarak görülen Sicim Teorisi’ni bir köprü gibi kullanarak matematik ve fizik arasında bilgi transferi sağlanması ve ‘’Süpersimetrik Teoriler’’in arkasındaki matematiksel yapıların daha iyi anlaşılması hedefleniyor.

Başlangıçta atom çekirdeğini oluşturan proton ve nötron gibi parçacıkların dinamiğini anlamak için ortaya atılan Sicim Teorisi, daha sonra etrafımızda gördüğümüz tüm fiziksel olay ve etkileşmeleri tek bir teoride birleştirerek açıklamayı vaat eden bir yaklaşıma doğru evrilmiş olduğu için “her şeyin teorisi” olarak da adlandırıyor. Sicim Teorisi için İtalyan fizikçi Daniele Amati tarafından söylenen “Sicim Teorisi şansa 20. yüzyılda bulunmuş 21. yüzyıl fiziğidir ve 22. yüzyıl matematiğine ihtiyaç duyar” ifadesi ise teorik fizikçilerin bu alandaki heyecanını ifade eden etkileyici bir bakış.

Share

NeurotechEU'nun üniversite-sanayi iş birliği platformu NEURICOO kuruluyor

Boğaziçi Üniversitesi’nin kurucu ortağı olduğu prestijli bir Avrupa Üniversitesi olan NeurotechEU, konsorsiyum çapındaki işleyişi kurumsallaştırmayı ve araştırmadan ticarileşmeye yapılacak iş birliklerini hızlandıracak bir yol haritası elde etmeyi hedefleyen NEURICOO adlı bir yapı kuruyor. Bu yeni yapı kapsamında Boğaziçi Üniversitesi liderliğinde tüm ortak üniversitelere ve asosiye üyelere gönderilmiş bir anket hazırlandı. Bilim insanları ve firmalar için hazırlanan anketten elde edilen bilgilerle araştırmacıların 8 neurochallenge altında yaptıkları çalışmalarda kullandıkları araştırma teknolojilerine göre NEURICOO için bir veri tabanı oluşturulacak.

Boğaziçi’nin kurucu ortağı olduğu prestijli bir Avrupa Üniversitesi olan NeurotechEU; eğitim, araştırma, teknolojik ve toplumsal inovasyon için konsorsiyum ve Avrupa çapında kapsamlı, uzun vadeli ve kurumsallaşmış bir iş birliği elde edilmesini hedefliyor. NEURICOO adlı yeni yapıyla birlikte iş birliklerini etkileştirmek ve hızlandırmak amaçlanıyor.

Share

Boğaziçili akademisyenler araştırdı: Çiftçiler ne istiyor?

Tarımsal üretimde teknolojik gelişmeler hızlanırken nesilden nesile aktarılan ve yüzyıllara dayanan geleneksel tarım bilgisi çiftçiler için önemini koruyor. Üstelik salgın döneminde yerel tarımın önemi daha da anlaşıldı. Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri Zühre Aksoy ile Özlem Öz, bilimsel bilgiyle geleneksel tarım bilgisinin çiftçilerin ihtiyaçlarını gözetecek şekilde nasıl bir araya getirilebileceğini sahada araştırdı. Araştırmacılar, “Görüştüğümüz çiftçilerin çoğu ziraat mühendisleriyle bir araya gelmeye çok önem veriyor. Ekim sırasında mühendislerin tarlaya gelip neyin doğru neyin yanlış olduğunu göstermelerini istiyorlar. Çiftçiler ve tarım uzmanları, ziraat mühendisleri eşit bir zeminde birbirlerinin bilgilerinden yararlanarak birlikte çalışmalı ve bu süreç kurumsallaşmalı,” ifadelerini kullandı.

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Zühre Aksoy ile İşletme Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Özlem Öz’ün geçtiğimiz aylarda “Journal of Rural Studies”de yayımlanan makalesi, bilimsel bilginin çiftçilerin geleneksel tarım bilgisine nasıl entegre edilebileceği sorusuna odaklanıyor.

Share

Kimler aşıya neden karşı?

Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Ceylan Engin’in İtalya’da aşı karşıtlığı üzerine yürüttüğü araştırmaya göre aşıya en çok karşı olanlar daha az eğitimli ve 25-34 yaş aralığında olanlar. Ülkenin sağlık sistemi ve politik kurumlarına olan güvensizlik arttıkça da aşı karşıtlığı yükseliyor. Engin, aşı karşıtlığının Covid-19 pandemisinden önce de özellikle gelişmiş ülkelerde yükselmeye başlamış olduğunu vurguluyor.

Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ceylan Engin’in Milano Üniversitesi’nden Doç. Dr. Cristiano Vezzoni ile İtalya’daki aşı karşıtlığı üzerine yürüttüğü araştırma geçtiğimiz aylarda Population Review’da yayımlandı.

Share

Derin doku kanserlerine cerrahi müdahalesiz tedavi yöntemi Boğaziçi’nde geliştiriliyor

Daha çok cilt kanserlerinin tedavisinde kullanılan ve yan etkilerinin az olmasıyla bilinen fotodinamik terapi, kanserli hücreler ışınların kolayca ulaşamayacağı derin bölgelerde yer aldığında istenilen sonuçları veremiyor. Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Şaron Çatak ve ekibi, fotodinamik terapinin bu dezavantajını ortadan kaldıracak ve ışın yakalamakla görevli moleküllerin ışın yakalama kapasitesini iki katına çıkaracak bir araştırmaya başladı. Şaron Çatak’ın yürütücülüğündeki projede, moleküllere iki foton absorblama özelliği olan antenler yerleştirilirse bu moleküllerin hücre içinde nasıl davrandığı hesaplanacak ve elde edilen sonuçlar fotodinamik terapinin derin dokulara yerleşmiş organ kanserleri için tedavisine yönelik geliştirilmesinde yol gösterici olacak.

Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Şaron Çatak’ın yürütücülüğündeki “Fotodinamik terapi için yeni foto duyarlaştırıcıların tasarımı” başlıklı proje TÜBİTAK 1001 kapsamında desteklenmeye hak kazandı. İki yıl sürmesi planlanan projede, Doç. Dr. Çatak ile bir lisans, iki yüksek lisans ve bir doktora öğrencisi de araştırmacı olarak yer alıyor.

Yan etkisi minimum bir kanser tedavisi

Share

Pages