‘’İnsanı insan yapan şey, kendini ‘daha insan’ yapma çabasıdır’’

Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’nden akademisyenler, ünlü fizikçi ve evrenbilimci Stephen Hawking’in kaybına ilişkin düşüncelerini Boğaziçi’nden Haberler ile paylaştılar.

Fizikçi denilince birçoğumuzun aklına Albert Einstein'dan sonra gelen ilk isim olan Stephen Hawking, 76 yaşında, ilginç bir tesadüfle Einstein’ın doğumgünü olan 14 Mart tarihinde, İngiltere’de yaşamını yitirdi. Oxford'ta fizik, Cambridge'de evrenbilimi eğitimi alan, kuantum fiziği ve kara delikler ile ilgili araştırmalar yapan Hawking, 21 yaşında sinir sistemini felç eden ALS hastalığında yakalanmış olduğundan hayatını tekerlekli sandalyeye bağlı olarak geçiriyor ve kendisi için hazırlanan özel bir bilgisayar ile iletişim kurabiliyordu. Cambridge Üniversitesi'ne 1962'de giren Stephen Hawking, "Genişleyen Evrenlerin Özellikleri" başlıklı doktora tezini 1966'da 24 yaşındayken yazmıştı. Yankı uyandıran görüşleriyle Stephen Hawking özellikle son dönemde dünya nüfusunun hızla artışı ve bununla birlikte kaynakların azalmasının başlıca tehlike olduğunu, bu faktörlerin insan türünü yok olmanın eşiğine getirdiğini savunuyordu. "Eğer insanlık galaksi içindeki tek akıllı yaşam formuysa hayatta kalmayı güvence altına almalıyız" diyen Hawking, “Uzun vadede insan türünün geleceği uzaydadır” görüşünü savunuyordu. Hawking son demeçlerinde nükleer savaş, genetik olarak tasarlanmış virüsler, küresel ısınma gibi tehlikelerin yeteri kadar ciddiye alınmamasından yakınıyordu.

 

Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’nden akademisyenler, Stephen Hawking’in vedası ardından görüşlerini Boğaziçi’nden Haberler ile paylaştılar.

Prof. Dr. Metin Arık, Stephen Hawking’in ‘’Genel Görelilik ve Kuantum Alan’’ teorilerinin sonucu olarak küçük kara deliklerin radyasyon yayarak yok olacağına dair teorisinin en iyi bilinen buluşu olduğunu belirtti. Hawking’in ‘’Zamanımızın en önemli fizikçilerinden’’ biri olduğunu ifade eden Prof. Dr.Metin Arık, ünlü fizikçinin ardından görüşlerini paylaştı:

‘’Stephen Hawking her şeyden önce aklını çok iyi kullanan bir bilim insanıydı. Fiziğin popülerleştirilmesine yönelik katkıları çok önemlidir. Çok büyük bir fiziksel rahatsızlığa sahip olmasına rağmen akıl gücüyle hayatta kalmayı başarmıştır. Hawking, Tanrı’ya inanmadığını söylese de bence Tanrı’nın insana verdiği en büyük nimet olan aklı en iyi kullananlardan biri olmuştur’’.

Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü üyeleri Prof. Dr. Erkcan Özcan, Prof. Dr. Levent Kurnaz, Prof. Dr. İbrahim Semiz ve Prof. Dr. Burçin Ünlü’nün kurmuş oldukları Boğaziçi Fizik Dörtlüsü adına Prof. Dr. Erkcan Özcan ise aşağıdaki yazıyı kaleme aldı:

En basit tanımıyla karadelik, devasa yerçekimi sebebiyle içinden ışığın bile kaçamadığı bir yıldız olarak düşünülebilir. Böyle bir cismin sıcaklığı ve entropisi olabileceği, bu cismin adeta kaynayıp içinden parçacıklar saçabileceği saçmalık değildir de nedir? İyi bir biliminsanını belki de özel kılan yanı kendi sağduyusuna veya düşünce sistemine 180 derece ters görünen fikirleri, sade bir mantık ve iç tutarlılıkla çökertmeye çalışmaktır. "Bence öyle işte" diye kestirip atmamak, o bize yaban gelen fikirleri dinlemek ve anlamaya uğraşmaktır. Bu çabamız sonunda karşıt fikri çökertemiyorsak ve kendimizin de yanlış yapabileceğini kabul edebiliyorsak, iyi bir biliminsanı oluruz. Ama hele ki kendi eksiklerinizi farkedip, düşünce şeklinizi değiştirebiliyor, karşıt fikri çok iyi anlayıp, benimseyip yeni sentezler yapabiliyorsanız, işte o zaman gerçek bir biliminsanısınız. Sizden farklı olana, sizi rahatsız edene, sizi huzursuz edene sadece tahammül etmiyorsunuz; hatanın sizde olduğunu kabul edip kendi kendinizi aşabiliyorsunuzdur. Hawking, matematiksel hesaplardan veya yeni fikirlerden veya popüler bilim kitaplarından öteydi. Hiç çekinmeden kendisine ters bulduğu fikirlere karşı açıktan şiddetli tartışmalar açan, herkesin önünde iddialara giren, ama en önemlisi iddialarını kaybetmesine sebep verecek sonuçları kendi kendine ortaya çıkarabilen birisiydi. Tüm huysuzluklarıyla, tutkularıyla yaşamış, ama hatasını kabul edebilme erdemini gösteren bir kişi. Kendini canlandırdığı Star Trek dizisinde söylendiği gibi: İnsanı gerçekten insan yapan kendini "daha insan" yapma çabasıdır belki de. Güle güle!

Share