Boğaziçi Üniversitesi ile WWF Türkiye’den plastik atık raporu: “Her yıl 11 milyon plastik denizlere karışıyor”

Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü ve WWF Türkiye’nin (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) hazırladığı “Türkiye'de Plastik Atık Sorunu ve Politika Önerileri" raporuna göre her yıl 11 milyon ton plastik atık denize karışıyor. Türkiye; Mısır ve İtalya’dan sonra Akdeniz’e en çok plastik atık bırakan üçüncü ülke konumunda. Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Turgut Tüzün Onay ise raporun dikkat çeken bulgularına işaret ederek, Türkiye’de bu konuda farkındalığın yeterince gelişmediğini söylüyor.

Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü ve WWF Türkiye’nin (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) ortak hazırladığı “Türkiye'de Plastik Atık Sorunu ve Politika Önerileri" raporu yayımladı. Raporda paylaşılan verilere göre denizlere karışan plastik miktarı her yıl giderek artarken, bu plastiğin yüzde 80'i karasal kaynaklı. Öte yandan Türkiye Akdeniz’e bıraktığı yıllık kişi başı 1 kilogram plastikle, Mısır ve İtalya’dan sonra üçüncü ülke konumunda.

“FARKINDALIK YETERLİ DEĞİL”

Raporla ilgili Kurumsal İletişim Ofisi’nin sorularının yanıtlayan Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Turgut Tüzün Onay çalışmanın Türkiye’de plastik atık sorununun ne boyutlara geldiğini göstermesi açısından çok önemli bir yerde durduğu görüşünde. Raporda güncel verilerin yanı sıra, somut ve uygulanabilir çözüm önerileri de sunduklarını vurgulayan Prof. Dr. Onay merkezi yönetim, belediye, STK’larla birlikte tüm bireylere çok büyük sorumluluklar düştüğünü de belirtiyor:

“WWF Türkiye ile yaptığımız bu çalışmanın Türkiye ve çevresindeki denizlerde giderek artan plastik atık kirliliğinin ne boyutlarda olduğunu göstermesi açısından önemli bir yerde durduğunu düşünüyorum. Çünkü Türkiye, Mısır ve İtalya’dan sonra kişi başı 1 kilogram plastikle denizleri en çok kirleten üçüncü ülke. Bunun sağlık açısından çok büyük etkileri olduğunu görüyoruz. Mikroplastikler sadece denizlerde kalmıyor, deniz canlılarını çok kötü etkiliyor. Biz de onları tükettiğimizde bu mikroplastikleri bünyemize katmış oluyoruz. Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın (WWF) 2019’da hazırladığı bir rapora göre yetişkin bir insan her hafta bir kredi kartı büyüklüğünde yaklaşık beş gram plastik yutuyor. Bunun ciddi sağlık sorunları beraberinde getireceği gayet açık. Plastik kullanımını azaltmak için merkezi ile yerel yönetimler için uygulanabilir politika önerileri sunduk. Fakat bu konuda gerçek bir çözüm arıyorsak hepimizin rol alması gerekiyor. En basit şekilde pet şişelerin kullanımına daha dikkat edebilir ve bunların geri dönüşümünü sağlayabiliriz. Çöplerimizi plastik atıkları kaynağında ayırarak ve kuru ile yaş atıkları birlikte atmamakla işe başlayabiliriz. Plastik atıklar konusunda Türkiye’de farkındalık ne yazık ki istenen düzeyde değil. Bunu en kısa zamanda Türkiye, denizlerimiz ve sağlığımız için daha da geliştirmemiz gerekiyor.”

ATIK PLASTİĞE KARŞI MADDE MADDE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü ve WWF Türkiye’nin ortak çalışmasıyla hazırlanan Türkiye'de Plastik Atık Sorunu ve Politika Önerileri raporundan öne çıkan bulgu ve çözüm önerileri ise şöyle:

DAHA DA ARTMASI BEKLENİYOR

Atık yönetimindeki eksiklikler nedeniyle dünya genelinde plastik atıkların yüzde 37’sinin toprak, tatlı su ve denizlere karışarak kirliliğe sebep olduğu tahmin ediliyor. Mevcut plastik tüketimi ve plastik atık yönetimiyle, okyanuslara ve denizlere ulaşan plastik atıkların daha da artması bekleniyor.

GÜNDE 144 TON PLASTİK ATIK

Türkiye; Mısır ve İtalya’dan sonra Akdeniz’e en çok plastik atık bırakan üçüncü ülke konumunda. 2018’de yayımlanan WWF raporuna göre Türkiye’den Akdeniz’e günde 144 ton plastik atık karışıyor. Türkiye’de toplanan atıkların yüzde 67.2’si düzenli depolanırken, yüzde 20.2’si vahşi depolama alanlarında bertaraf ediliyor ve sadece yüzde 12.3’ü geri kazanım tesislerine gönderiliyor.

MİKROPLASTİKLER YAYGIN

Düzensizce atılan plastikler çöp kutularından uçarak etrafa yayılıp, depolama alanlarından çevreye saçılıyor. Tek kullanımlık plastik ambalaj ve ürünler başta olmak üzere sigara izmaritleri, hayalet ağlar ve gözle görülmeyen, 5 milimetreden küçük plastik atıklar, yani mikroplastikler yaygın görülüyor. Özellikle Çin’in 2018 yılında ülkesine plastik girmesini önlemeye yönelik getirdiği yasaklardan sonra Türkiye’de önemli derecede büyüyen plastik ithalatı da plastik kirliliğinin artışında önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.

CEZA MEKANİZMALARI SİSTEME DAHİL EDİLMELİ

Avrupa Birliği’nin (AB) Tek Kullanımlık Plastikler Direktifi’nde de belirtildiği üzere, mümkün olan ürünlerde tek kullanımlık plastiklerin yasaklanması atık oluşumunu önemli ölçüde azaltabilir. Bu başarının artırılması için yasaklamayla beraber teşvik ve ceza mekanizmalarının da sisteme dahiliyetinin sağlanması gerekiyor. Türkiye’nin de bir an önce tek kullanımlık plastikleri yasaklaması gerekiyor.

SU ŞİŞELERİ İÇİN YENİDEN DOLDURMA İSTASYONLARI OLUŞTURULMALI

En çok kullanılan tek kullanımlık plastiklerin başında gelen su ve meşrubat şişelerinin kullanımını azaltmak amacıyla yeniden doldurma istasyonları oluşturularak yaygınlaştırılmalı. Bu ve bunun gibi yeniden kullanım uygulamaları desteklenmeli. Mikroplastiklerin doğaya karışmasını önlemek için yasaklama mekanizmaları kullanılabilir; hammadde olarak saklanan plastiklerin saklama koşulları için de standartlar getirilebilir.

KAMU SATIN ALIMLARINDA EMİSYONLAR GÖZ ÖNÜNE ALINMALI

Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Döngüsel Ekonomi Eylem Planı uyarınca, yapılan kamu satın alımlarında plastik içeriği düşük ve yaşam döngü analizleri ile belirlenen diğer çevresel emisyonları az mal-hizmet alımı yapılması gerekiyor. Finansal maliyetlerden ziyade sürdürülebilirliği öne çıkaran ve alternatiflerinin maliyetlerini düşürmeye katkı sağlayan uygulamalar kamu tarafından desteklenmeli. Kamu kurumlarında bilinçlendirme ve eğitim faaliyetleriyle bu anlayış kalıcı hale getirilmeli.

Türkiye'de Plastik Atık Sorunu ve Politika Önerileri raporu için tıklayınız.

Share