Mart 2021

Boğaziçili akademisyenler araştırdı: Çiftçiler ne istiyor?

Tarımsal üretimde teknolojik gelişmeler hızlanırken nesilden nesile aktarılan ve yüzyıllara dayanan geleneksel tarım bilgisi çiftçiler için önemini koruyor. Üstelik salgın döneminde yerel tarımın önemi daha da anlaşıldı. Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri Zühre Aksoy ile Özlem Öz, bilimsel bilgiyle geleneksel tarım bilgisinin çiftçilerin ihtiyaçlarını gözetecek şekilde nasıl bir araya getirilebileceğini sahada araştırdı. Araştırmacılar, “Görüştüğümüz çiftçilerin çoğu ziraat mühendisleriyle bir araya gelmeye çok önem veriyor. Ekim sırasında mühendislerin tarlaya gelip neyin doğru neyin yanlış olduğunu göstermelerini istiyorlar. Çiftçiler ve tarım uzmanları, ziraat mühendisleri eşit bir zeminde birbirlerinin bilgilerinden yararlanarak birlikte çalışmalı ve bu süreç kurumsallaşmalı,” ifadelerini kullandı.

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Zühre Aksoy ile İşletme Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Özlem Öz’ün geçtiğimiz aylarda “Journal of Rural Studies”de yayımlanan makalesi, bilimsel bilginin çiftçilerin geleneksel tarım bilgisine nasıl entegre edilebileceği sorusuna odaklanıyor.

Share

Kimler aşıya neden karşı?

Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Ceylan Engin’in İtalya’da aşı karşıtlığı üzerine yürüttüğü araştırmaya göre aşıya en çok karşı olanlar daha az eğitimli ve 25-34 yaş aralığında olanlar. Ülkenin sağlık sistemi ve politik kurumlarına olan güvensizlik arttıkça da aşı karşıtlığı yükseliyor. Engin, aşı karşıtlığının Covid-19 pandemisinden önce de özellikle gelişmiş ülkelerde yükselmeye başlamış olduğunu vurguluyor.

Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ceylan Engin’in Milano Üniversitesi’nden Doç. Dr. Cristiano Vezzoni ile İtalya’daki aşı karşıtlığı üzerine yürüttüğü araştırma geçtiğimiz aylarda Population Review’da yayımlandı.

Share

Derin doku kanserlerine cerrahi müdahalesiz tedavi yöntemi Boğaziçi’nde geliştiriliyor

Daha çok cilt kanserlerinin tedavisinde kullanılan ve yan etkilerinin az olmasıyla bilinen fotodinamik terapi, kanserli hücreler ışınların kolayca ulaşamayacağı derin bölgelerde yer aldığında istenilen sonuçları veremiyor. Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Şaron Çatak ve ekibi, fotodinamik terapinin bu dezavantajını ortadan kaldıracak ve ışın yakalamakla görevli moleküllerin ışın yakalama kapasitesini iki katına çıkaracak bir araştırmaya başladı. Şaron Çatak’ın yürütücülüğündeki projede, moleküllere iki foton absorblama özelliği olan antenler yerleştirilirse bu moleküllerin hücre içinde nasıl davrandığı hesaplanacak ve elde edilen sonuçlar fotodinamik terapinin derin dokulara yerleşmiş organ kanserleri için tedavisine yönelik geliştirilmesinde yol gösterici olacak.

Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Şaron Çatak’ın yürütücülüğündeki “Fotodinamik terapi için yeni foto duyarlaştırıcıların tasarımı” başlıklı proje TÜBİTAK 1001 kapsamında desteklenmeye hak kazandı. İki yıl sürmesi planlanan projede, Doç. Dr. Çatak ile bir lisans, iki yüksek lisans ve bir doktora öğrencisi de araştırmacı olarak yer alıyor.

Yan etkisi minimum bir kanser tedavisi

Share

Yarışma programı, risk tercihleri araştırmasına ilham verdi

Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ceyhun Elgin, aynı bölümden Dr. Öğr. Üyesi Orhan Torul ve halen Tilburg Üniversitesi’nde doktora çalışmalarını sürdürmekte olan Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü mezunu araştırmacı Ertunç Aydoğdu, bir dönem televizyonda büyük ilgi gören ‘’Var mısın Yok Musun?’’ yarışmasının verilerinden yola çıkarak Türkiye'deki risk tercihlerini ölçen bir makaleye imza attılar.

’Risky choices in a natural experiment from Turkey: Var Mısın Yok Musun?’’ başlığıyla Journal of Behavioral and Experimental Economics’de yayımlanan makale Eylül 2007-Mayıs 2010 döneminde yayımlanan yaklaşık 300 programdan elde edilen verilerle hazırlandı.

Ekonomi
Share

Türk ve Amerikalı öğretmenler barış eğitimine katkıda bulunacak

Ülkemizde akademik anlamda yeni bir alan olan Barış Eğitimi alanında çalışmalar yapan Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Gülistan Gürsel Bilgin tarafından ‘’Geleceğin Öğretmenleri Savaş ve Barışı Konuşuyor’’ başlıklı bir araştırma yürütülüyor.

Boğaziçi Üniversitesi’nin yanı sıra, St Mary's Üniversitesi ve Indiana Üniversitesi’nden öğretim üyelerinin de dahil olduğu araştırma kapsamında Türkiye’den ve Amerika’dan öğretmen adaylarının barışla ilgili inanç ve deneyimlerinin incelenmesi amaçlanıyor.

Share

Pankreas kanseri tedavisi için Boğaziçi’nden nano ilaç

Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Nazar İleri Ercan, dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer alan pankreas kanserinin tedavisine yönelik bir nano ilaç geliştirmek üzere çalışmalarını sürdürüyor. Araştırma, TÜBİTAK’ın başlattığı 2247 Ulusal Lider Araştırmacılar Programı kapsamında destekleniyor.

Romatoid Artrit hastalığı ile ilgili çalışmaları nedeniyle 2020 yılında L'Oréal Türkiye ve UNESCO Türkiye Milli Komisyonu tarafından hayata geçirilen “Bilim Kadınları İçin” programı kapsamında ödül almaya hak kazanan genç ve yetenekli, Türk bilim kadınları arasında yer alan Nazar İleri Ercan’ın yürüttüğü, üç yıl sürmesi planlanan nano ilaç araştırması TÜBİTAK tarafından destekleniyor. Nano ilacın kemoterapi, immunoterapi gibi yöntemleri tek bir yapıda toplayarak hastalıklı bölge üzerinde etkili olması hedefleniyor.

Mühendislik Fakültesi
Share

NEAMWave21 Tsunami Tatbikatı 8 Mart’ta başlıyor

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, 8-10 Mart 2021 tarihleri arasında Doğu Akdeniz’de düzenlenecek NEAMWave21 tsunami tatbikatında Tsunami Hizmet Sağlayıcı olarak katkı sunacak.

Enstitü, Atina Ulusal Rasathanesi ile eşgüdüm içerisinde kurgulanan Doğu Akdeniz’de Kıbrıs adası açıklarında 7.7 büyüklüğünde bir deprem senaryosu üzerinden Tsunami Hizmet Sağlayıcı olarak tatbikata dahil olacak ve dört saatlik zaman diliminde yedi ayrı mesajı ulusal ve uluslararası tüm paydaşlarına iletecek.

 

Share

Kandilli Rasathanesi 7/24 deprem ve tsunami takibinde

1-7 Mart Deprem Haftası devam ederken, dünyanın alanında önde gelenleri arasında yer alan Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE), 7 gün 24 saat aralıksız faaliyetlerini sürdürüyor. Modern sistem ve istasyonları sayesinde deprem ile buna bağlı oluşabilecek tsunamileri belirliyor ve ilgili kurumlara ulaştırıyor. Enstitü ayrıca 2001'de hayata geçirdiği "Deprem Erken Uyarı Sistemi" ile doğalgaz ve elektrik dağıtıcısı gibi kuruluşların erken uyarılarak, depremin neden olabileceği yıkıcı etkilerin azaltılması için de çalışıyor.

1-7 Mart tarihleri Türkiye'de Deprem Haftası olarak değerlendirilirken, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE), 7 gün 24 saat deprem ile denizlerde buna bağlı oluşabilecek tsunamileri takip ediyor, raporluyor ve analiz ediyor. KRDAE, yeni takip istasyonları kurarken, mevcut sistemlerini de sürekli güncelliyor. Bununla beraber 2001'de faaliyete geçen 110 yer istasyonuna sahip "Deprem Erken Uyarı Sistemi" ile depremlerle oluşabilecek can ve mal kayıplarının önüne geçilmesi için de faaliyetler yapılıyor. KRDAE Müdürü Prof. Dr.

Share

Ergene’nin su kalitesi için Boğaziçi’nde geliştirilen yazılım Avrupa nehirlerinde de kullanılacak

Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Ulaş Tezel’in yürütücülüğünü yaptığı projede, Türkiye’nin en kirli akarsuyu olan Ergene Nehri’ndeki kirliliğin boyutu analiz edildi. Proje kapsamında Ağustos 2017’den Mayıs 2018’e kadar 75 ayrı noktadan dört mevsim boyunca su örnekleri alındı ve bölgede bulunan organize sanayi bölgelerinin atık sularını yeterli düzeyde arıtmadan nehre verdikleri gözlemlendi. Analiz edilen 250 tane kirleticinin her birinin kaynağının tespit edilmesinin yanı sıra nehirlerin su kalitesinin yönetiminde karar-destek sistemi işlevi görecek bir yazılım da geliştirildi. Tezel, ayrıca bu yazılımın yapay zekâ ile güçlendirildiği ve tüm Avrupa akarsu ağının su kalitesinin sürdürülebilir yönetimini hedefleyen uluslararası bir projede de yer alacak.

Ergene Nehri’ndeki kirliliği mikrokirleticiler düzeyinde inceleyen ilk sistematik araştırma olma özelliğini taşıyan projede, nehirdeki kirletici kaynakları tespit edildi ve Velimeşe, Çorlu Deri İhtisas, Ergene-1, Ergene-2 ve Büyükkarıştıran organize sanayi bölgelerinin kirlenmede etkilerinin yüksek olduğu belirlendi.

Share