Şubat 2020

Meyve sineğinden insanda zihinsel engelliliğin oluşum mekanizmalarına

TÜBİTAK 1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında Boğaziçi Üniversitesi’nden desteklenen beş proje arasında yer alan “Zihinsel Engellilik (Id) Drosophila Modellerinin Oluşturulması” başlıklı çalışma, meyve sineği modeli kullanılarak insanlarda zihinsel hastalıkların genetik mekanizmalarını çözmeyi hedefliyor. Boğaziçi Üniversitesi’nde başlayacak ve 30 ay sürecek proje Türkiye’de bu alanda ilk defa yürütülecek bilimsel çalışmalardan biri. Projenin sahibi ve yürütücüsü Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Arzu Çelik Fuss, meyve sinekleri üzerinde araştırmalar yaparak insanlarda genlerin mutasyonlarıyla oluşan zihinsel hastalıkların mekanizmalarını anlamaya ve bu doğrultuda tedavi yöntemleri geliştirilmesine yönelik Türkiye’de öncü bir çalışma yürütüyor.

Doktora derecesini 2002 yılında Köln Üniversitesi Genetik Bölümü’nde alan ve doktora sonrası araştırmalarını New York Üniversitesi’nde yapan Doç. Dr. Arzu Çelik Fuss, 2007 yılında döndüğü Boğaziçi Üniversitesi’nde akademik çalışmalarına devam ediyor. Meyve sineği model organizmasını kullanarak sinir sistemi gelişimini moleküler ve genetik düzeyde inceleyen Doç. Dr. Arzu Çelik Fuss, ayrıca meyve sineğini kullanarak nörogenetik hastalık modelleri geliştirmeyi hedefliyor.

Share

Boğaziçi Üniversitesi, Oxford ve 6 Avrupa üniversitesi ile ortak Avrupa Sinirbilim Üniversitesi kuruyor

Boğaziçi Üniversitesi, Avrupa Birliği bünyesindeki European University of Neuroscience and NeuroTechnology projesi kapsamında, aralarında Oxford Üniversitesi’nin de bulunduğu sekiz üniversitenin yer aldığı uluslararası ortaklığın üyesi oldu.

Sinir Bilimleri ve Teknolojileri alanında akademik ve eğitim işbirliği amacıyla kurulan konsorsiyumun imza töreni Hollanda’da, projenin yürütücüsü Radboud Üniversitesi’nde, ilgili üniversitelerin rektörlerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Törene katılan Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.

Share

‘’Ekonomi, siyaset ve toplumu birlikte düşünmeden sosyal politika mümkün değil’’

Boğaziçi Üniversitesi’nde 2004 yılında kurulan Sosyal Politika Forumu 15.yılını geri bıraktı. Emeritus Profesör Dr. Ayşe Buğra ve Prof. Dr. Çağlar Keyder’in sosyal politika alanında bir araştırma merkezi kurma düşüncesiyle temelini Boğaziçi Üniversitesi’nde attıkları Sosyal Politika Forumu, Türkiye gibi son derece hızlı değişen bir ülkede, sosyal politika gibi dinamik bir alanda disiplinlerarası araştırmalarıyla öne çıkıyor; gelir eşitsizliği, sosyal adalet, sağlıkta eşitsizlik, engellilik gibi farklı alanlara önemli katkılar sunan yetkin araştırmacılar yetiştiriyor.

010’lardan itibaren ülkemizdeki diğer üniversitelerde de sosyal politikalar alanında araştırma merkezleri kurulmasında tetikleyici etkisi olan Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Forumu son yıllarda önemli atılımlara imza attı. Bunlardan en önemlisi 2019 yılında sosyal politika alanının önde gelen kuruluşlarından olan Birleşik Krallık’taki Sosyal Politika Birliği (Social Policy Association) ile yaptığı uluslararası kurumsal iş birliği oldu.

Share

Yeni virüsler nasıl evrimleşiyor ve yayılıyor?

Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Bilimleri Araştırma Merkezi ve Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nesrin Özören, Corona gibi yeni virüslerin evrimleşmesi ve hızlı yayılmasının nedeninin iklim değişikliği, kalabalık kentsel yaşam ve artan küresel nüfus hareketliliği olduğunu belirtiyor.

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan Corona (Korona) virüsü ile ilgili dünya alarma geçti. Dünya Sağlık Örgütü'nün acil durum ilan ettiği Corona virüsü, soğuk algınlığından Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS) ve Ağır Akut Solunum Sendromu (SARS) gibi daha ciddi hastalıklara kadar çeşitli hastalıklara neden olan büyük bir virüs ailesinin parçası.

Share

Yeni nesil biyoteknolojik ürünlerin izini Antarktika'da sürecek araştırma

Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü Dr. Öğretim Üyesi Berat Haznedaroğlu, İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nden Doç. Dr. Turgay Çakmak ile birlikte Türkiye'nin Antarktika'da 2017'den bu yana yürütmekte olduğu araştırma projelerine dahil oldu. TÜBİTAK Kutup 1001 programı kapsamında desteklenen Haznedaroğlu ve Çakmakçı'nın ortak projesi kapsamında Antarktika'da yer alan Horseshoe Adası’nda kıyısal mikroalg ve siyanobakteri çeşitliliği araştırılacak. Bu çalışmanın yeni nesil biyoteknolojik ürün geliştirme anlamında önemli potansiyel taşıdığına işaret eden Berat Haznedaroğlu'ndan proje hakkında bilgi aldık.

Kutup bölgelerinin geleceği hakkında Türkiye'nin bilimsel araştırmalar yoluyla söz sahibi olması hedefiyle İTÜ bünyesinde kurulan Kutup Araştırmaları Uygulama Araştırma Merkezi (PolReC), Cumhurbaşkanlığı himayesinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı desteğiyle Türkiye'deki diğer üniversitelerden bilim insanlarının da katılımıyla Kutup bölgesinde bir dizi araştırma yürütüyor.

Share

‘’Yenilenebilir enerji kaynaklarından yapay zekâ ile en verimli düzeyde yararlanmak mümkün’’

Ülkemiz açısından stratejik değer taşıyan alanlarda yürütülecek projelere katkı sağlamak üzere, alanlarında yaptıkları üst seviye bilimsel ve/veya teknolojik çalışmalar ile tanınmış ve yurt dışında çalışma deneyimine sahip başta Türk bilim insanları olmak üzere nitelikli araştırmacıların yurtdışından Türkiye’ye gelmelerini teşvik etmeyi ve çalışmalarını Türkiye’nin önde gelen üniversite, sanayi kurum ve kuruluşları veya kamu kurumlarında yürütmelerini sağlamak için TÜBİTAK tarafından başlatılan 2232 Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı kapsamında Boğaziçi Üniversitesi’ne katılan Dr. Erdal Aydın, Kimya Mühendisliği Bölümü’nde çalışmalarına başladı.

TÜBİTAK 2232 Programı ile Boğaziçi’ne katılan Dr. Erdal Aydın lisans eğitimini ODTÜ Kimya Mühendisliği’nde, yüksek lisansını ise Proses Kontrol ve Proses Mühendisliği alanında tam burslu olarak Koç Üniversitesi’nde tamamladı. Aydın, yüksek lisansı sırasında patentli bir endüstriyel projeye de imza attı. Almanya’daki Max Planck Enstitüsü’nde Yenilenebilir Enerji Sistemleri için Hızlı Optimizasyon Algoritmaları Geliştirme alanında doktora derecesi alan Dr.

Share

“Dezavantajlı gruplar görünür oldukça lince daha çok maruz kalıyor”

Günümüzde özellikle sosyal medya kanallarında rastladığımız linç uygulamaları geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabiliyor. Güçlü olanın zayıf olana uyguladığı sembolik ya da fiziksel şiddet biçiminde ortaya çıkan linç hangi durumlarda daha sık görülür? Medyanın ve popüler kültürün linç gibi şiddet biçimlerini besleyen ne gibi yönleri var? Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Bülent Küçük linç kavramına popüler kültür ve medya ekseninden bakarak linç gibi şiddet biçimlerinin çok katmanlı değerlendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Bülent Küçük 2011 yılından beri Boğaziçi Üniversitesi’nde ders veriyor ve medya ve iletişim, kültürel çalışmalar, siyaset sosyolojisi, vatandaşlık ve post-kolonyal teoriler gibi alanlarda çalışmalarını sürdürüyor.

Share