Eylül 2019

“Sürdürülebilir bir gelecek için doğayla ilişkimizi değiştirelim”

Yazarları arasında Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Kerem Saysel’in de bulunduğu Birleşmiş Milletler Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Hükümetlerarası Bilim-Politika Platformu (IPBES)’nun birinci küresel değerlendirme raporuna göre 1 milyon tür yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Yeryüzünde insanın var olduğu zaman diliminde ilk defa bu kadar çok türün yok olma tehlikesi yaşadığını belirten rapor, özellikle son 50 yılda artan tüketim faaliyetlerinin ekosisteme verdiği zararı çarpıcı rakamlarla ortaya koyuyor.

İklim Haber ve Konda’nın “Türkiye’de İklim Değişikliği Algısı 2019” adlı araştırmasına göre [1] Türkiye’de toplumun yüzde 60’ı iklim değişikliğinden endişeli olduğunu belirtirken, yüzde 50’si iklim değişikliğinin etkilerini şimdiden hissettiğini kaydediyor.

Share

"İş kazaları kader değil; eğitim ve denetimle engel olmak mümkün"

Türkiye’deki işgücünün yüzde 7’si inşaat sektöründe çalışıyor. İnşaat sektöründeki ölümlü kazaların oranı diğer sektörlerle kıyaslandığında yüzde 36 gibi hayli yüksek bir oranda seyrediyor. İş kazalarının yaklaşık üçte birinin inşaat sektöründe meydana geldiği ülkemizde, Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği’nde görev yapmakta olan Dr. Öğretim Üyesi Semra Çomu Yapıcı, İnşaat Sektöründe Meydana Gelen İş Kazaları için Fizyolojik Risk Faktörlerinin Analizi konulu bir araştırma yürütüyor. Proje kapsamında inşaat işçilerinden alınan fizyolojik veriler bu alandaki mevcut istatistiki data ile karşılaştırılacak ve elde edilecek bulgularla birlikte kazaların önlenmesi yönünde yapılabileceklere dair çözüm önerileri ortaya konulacak.

SGK istatistiklerine göre ülkemizdeki iş kazası sayısı 2017 verilerine göre 359.653 iken inşaatta iş kazası sayısı 62.802 olarak gerçekleşti. Kayıtlı olarak bildirilen toplam ölümlü iş kazası sayısının 1.633 olduğu ve bu kazalarda 587 kişinin inşaatlarda gerçekleşen kazalarda hayatını kaybettiği kaydediliyor. Sektörde en çok iş kazası ise sırasıyla İstanbul, İzmir, Ankara, Kocaeli ve Bursa’da meydana geldi.

Mühendislik Fakültesi
Share

“Felsefe eğitimi ilköğretimden başlayarak verilmeli”

İnsanlığın sınırlı kaynaklar, çatışma ve kararsızlık gibi sorunlarla mücadele ettiği bugünün küresel dünyasında, felsefenin bu sorunlarla ne kadar ilgili olduğu meselesi önemli bir tartışma olarak ortaya çıkıyor. Felsefe disiplini dışındaki çok sayıda insan, felsefe eğitimi görmeyi “gereksiz bir lüks” olarak görebiliyorken, Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Kenneth R. Westphal, felsefenin insanları “iyi ve sorumlu bir hayat” sürmeye dair düşünmeye yönelttiğini belirtiyor. Westphal ayrıca bireylerin ilköğretimden başlayarak felsefi açıdan düşünmeyi öğrenmesi gerektiğini vurguluyor ve “İhtiyacımız olan şey akıllı, yetenekli ve sorumluluk sahibi bir gelecek kuşak ve bu da ancak temel bilimler eğitimiyle mümkün,” sözlerini ekliyor.

Kuzey Avrupa Felsefe Dergisi (SATS: Northern European Journal of Philosophy) felsefenin neden önemli olması gerektiği, nasıl önemli hale getirilebileceği, topluma ne gibi katkılar sunabileceği ve felsefenin entelektüel merkeziyetini canlandırmak için neler yapılabileceği gibi soruları tartışmak üzere makale çağrısı yaparak “felsefenin krizi” başlığını gündeme getirdi*.

Share

Boğaziçi Üniversitesi’nden biyo-uyumlu nöroprotezler için AB ile ortak araştırma

Nörobilimin önemli uygulama alanlarından biri de hareket ve duyu işlevini kaybetmiş kişiler için tasarlanan nöroprotezler. Geliştirilen son teknolojiler sayesinde hastaların sinirlerine ve beyinlerine yerleştirilen implantlar yardımıyla nöronlarda oluşan hareket komutları algılanıyor ve bir robot kol hareket ettirilerek cisimlere erişmek, onları kavrayarak kullanmak mümkün olabiliyor. Nöroprotez teknolojisinin her geçen gün hızla geliştiği günümüzde Boğaziçi Üniversitesi’nden bir grup bilim insanı da, Avrupa’dan araştırmacıların yer aldığı konsorsiyum bünyesinde, bu alanda yeni teknolojiler üzerine araştırmalar yapıyor.

Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü’nde öğretim üyesi olan Prof. Dr. Burak Güçlü’nün kurucusu olduğu Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü Dokunma Duyusu Araştırma Laboratuvarı’nda  yürütülen projede nöroprotez alanında en yeni teknolojilerden biri olan ‘’Grafen Teknolojisi’’ kullanılıyor. İsveç, İspanya, Fransa ve Türkiye’de Boğaziçi Üniversitesi’nden ortakların yer aldığı ERA-NET kapsamındaki konsorsiyum bünyesinde yürütülmekte olan bu proje sayesinde yakın bir gelecekte yeni nesil biyo-uyumlu protezlerin hayatımıza girmesi bekleniyor. 

Share